Gurbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gurbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2011 Çarşamba

Jimmy Durmaz Artık İsveç Milli


Sene başında adı Fenerbahçe'yle anılan Türk asıllı İsveç'li futbolcu Jimmy Durmaz'ı şurada tanıtmıştım. Ve bizim için önemli bir adam olabileceğini söylemiştim. Ancak onuda dün itibariyle elimizden kaçırdık. İsveç'in  Kıbrıs Rum Kesimi'yle oynadığı maçta 78. dakikada Toivenen yerine oyuna girdi ve İsveç milli oldu artık.

Elimizden kaçırdık. Ne kaçırdığımız konusunda önce ki yazıda ki video'yu izlerseniz anlarsınız. Ama biraz daha ayrıntı için Malmö'nün sitesinde ki şu kısımdan mediaklipp kısmına girerseniz başka bir video'yla anlatılıyor Jimmy.

Ama Jimmy'nin istatiklerini bir güncelleyelim;
                      Maç     Gol       Sarı kart

8 Aralık 2010 Çarşamba

Farklı Bi Yerden St.Pauli'den Gelen Yetenek; Ömer Şişmanoğlu


Ömer Şişmanoğlu; Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Ağustos 1989 tarihinde doğdu. Babasının adı Hasan, annesinin adı Nimet. 3 kardeşi var.
O Kayseri'nin yükselişinde büyük pay sahibi Almanya'dan gelen yeni neslin önemli isimlerinden biri. 21 yaşında Ömer, 1.86 boyu var. Hücum hattında her bölgede görev alabiliyor. Fiziğine rağmen çok teknik ve hızlı. Yeni Türk milli takımında bir şekilde şans bulabilecek isimlerden birisi. Kanat aksiyonlarında çok iyi. Kariyerine Almanya'da başladı. Alt yapı kariyerinde Harburg Türkspor, Wilhelmsburg Türkgücü, Wilhemsburg ve St. Pauli gibi takımlarda boy gösterdi. Ve profesyonel kariyeri 14 Aralık 2007'de Mainz'ın St. Pauli'ye karşı oynadığı maçla başladı. St. Pauli'de 2 yılda çok fazla forma şansı bulamadı ve 23 Haziran günü 2009 Kayserispor ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

Kayseri'de ki ilk sezonunda 23 maçta forma şansı bulan Ömer 2 gol attı. Bu sezon ise daha 11 maçta 2  gol atmayı başarı Ömer ve giderekte daha iyiye gidiyor.
Ömer'in Tam Saha dergisine verdiği röportajdan bazım kısımlar;
Röportaj: Nihat Özten / TamSaha Babam zaten uzunca bir süre benim antrenörlüğümü yaptı. Benim futbolcu olmamı sağlayan kişi babamdır. Her zaman bana destek oldu. Ayrıca kardeşim Yasin de futbolu çok seviyor. Şu anda Türkiyemspor’da oynuyor.

Baban St. Pauli’de antrenör mü?
Şimdi bıraktı ama St. Pauli’ye geldiğim ilk dönemde benim antrenörlüğümü yapmıştı. Zaten önce de Vatangücü’nde antrenörümdü. Sonra ben takımda üst kategorilere çıkmaya başlayınca o da antrenörlüğü bıraktı


Hem Kayserispor’un hem de Türk Milli Takımlarının gelecekte çok şey beklediği yıldız adaylarından birisin. Seni biraz daha yakından tanımak adına "Ömer Şişmanoğlu kimdir?" diye sorarak başlayalım.
Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Ağustos 1989 tarihinde doğdum. Babamın adı Hasan, annemin adı Nimet. 3 kardeşiz. Kız kardeşim Selma 12, erkek kardeşim Yasin ise 13 yaşında.
Ailen ne zamandan beri Almanya’da yaşıyor?

Babam sanırım 20 yıldır Almanya’da yaşıyor. Aslen Kastamonuluyuz. Babam Kastamonu’da doğmuş ama İstanbul’da büyümüş. Daha önce Almanya’ya gelen amcam onu da yanına getirmiş. Babam uzun yıllar haberleşme üzerine çalıştı ve emekli oldu.
Antrenörlüğümü babam yaptı
Ailende senin dışında futbolla ilgilenen kimse var mı?
Tabii var. Babam zaten uzunca bir süre benim antrenörlüğümü yaptı. Benim futbolcu olmamı sağlayan kişi babamdır. Her zaman bana destek oldu. Ayrıca kardeşim Yasin de futbolu çok seviyor. Şu anda Türkiyemspor’da oynuyor.
Baban St. Pauli’de antrenör mü?
Şimdi bıraktı ama St. Pauli’ye geldiğim ilk dönemde benim antrenörlüğümü yapmıştı. Zaten önce de Vatangücü’nde antrenörümdü. Sonra ben takımda üst kategorilere çıkmaya başlayınca o da antrenörlüğü bıraktı.
Biraz daha başa, futbola başlangıç hikâyene dönelim istersen.
Futbola 4 yaşında başladım. Bir kuzenim vardı. O futbola başlamıştı ve ben de onun sayesinde heveslendim. Onu izledikten sonra babama "Ben de oynamak istiyorum" dedim. Babam da antrenörle konuşup çalışma saatlerini öğrendikten sonra beni kulübe götürdü. Ama ben ilk antrenmanda çok komik bir şey yaptım. (Gülüyor)
İlk golü kendi kaleme attım
Ne yaptın?
Daha önce hiç futbol oynamamıştım. Sadece topun kaleye atılacağını biliyordum. Maç sırasında top bana geldiği zaman kaleyi boş görünce gol attım ve sevinmeye başladım. Ama gol attığım kale bizim kalemizmiş. Sonra babam bana futbolun öyle bir şey olmadığını öğretti. Kitaplardan falan oyunun nasıl oynanacağını, kurallarını, antrenmanın nasıl yapılacağını anlattı. Yaklaşık 1 yıl sonra nasıl oynanacağını öğrenmiş olarak futbol oynamaya başladım. Sonrasında da iyi oynadım, goller attım ve St. Pauli’ye gittim.

Futbola başladığın günden beri forvet oyuncusu musun yok daha sonra mı bu bölgede görev almaya başladın?

Ben her yerde oynadım. Kalecilik de yaptım, defansta, orta sahada da oynadım. Ama forvet oynamayı ve gol atmayı çok sevdim.

Her bölgede oynamış bir oyuncu olarak, sence bir forvetin diğer bölgelerde oynayan oyunculara göre ayırt edici özelliği nedir?
Bence bir forvet oyuncusunun öncelikle gözü olması lazım. Yani oyunu iyi görebilmeli. Zeki olmalı, oyunu iyi okumalı ve gücünü akıllıca, ekonomik kullanmayı bilmeli. Her yere deli gibi koşmanın bir anlamı olmuyor. Ayrıca hızlı olmalı. Bir forvet oyuncusu için hız çok önemli. Tabii arkadaşlarına yardım etmeli ve onlarla top alışverişi yapmalı. Bir de şut çekebilmeli.

Sen bir forvet oyuncusu olarak kendinde hangi yönlerinin eksik ya da iyi olduğunu düşünüyorsun?
Benim taktik yönüm biraz zayıf. Bu yönümü geliştirmem gerekiyor. Zaten St. Pauli’deki hocamız bana bu konuda özel olarak yardım ediyor. Sol ayağım, sağa göre pek iyi değil. Onun için de özel olarak çalışıyorum. Biraz da kafa toplarında zayıf olduğumu söyleyebilirim. Ayrıca fiziğimi de geliştirmem lazım. Kendimde gördüğüm bu eksiklikler için tabii ki antrenmanlardan önce ve sonra ekstra çalışmalar yapıyorum. Ama hızım ve şutlarım fena sayılmaz. Tabii onları da geliştirmem gerektiğini biliyorum.

Dünyanın en ilginç kulüplerinden biri olan St. Pauli’de oynuyorsun. St. Pauli, Almanya’nın dışından neredeyse dünyanın her yerinde taraftarı olan, değişik özelliklere sahip bir takım. Bize St. Pauli’yi anlatır mısın?
Gerçekten de St. Pauli diğer bütün takımlardan çok farklı. Bir kulüp değil de bir aile gibiyiz. Taraftarlarımız çok önemli. Onlar için bazı şeyler yenmek ve yenilmekten daha önce geliyor. Bize her konuda çok yardım ediyorlar. Mesela dışarı çıktığımız zaman hiç tanımadığımız taraftarlarla oturur bir şeyler içer, sohbet eder, birlikte zaman geçiririz. Bu tarz şeyler orada çok normaldir. Yani takımla taraftar iç içe. Ayrıca St. Pauli’de hiçbir ayrım yok. Orada eğer iyi futbolcuysanız oynarsınız. Alman, Türk veya Afrikalı olmanın herhangi bir farkı bulunmaz.

İlk maçına ne zaman çıktın? Nasıl bir duyguydu?
2008 yılında ilk maçımı Mainz’e karşı oynadım. Gerçi çok az oynamıştım, sadece 1 dakika. Ama yine de a takım forması ile sahaya çıkmak çok güzel ve heyecan vericiydi. O havayı koklamak benim için güzel bir duyguydu.

Kayserispor ile 4 yıllık sözleşme imzaladın. İmza konusunda seni ikna eden ne oldu?
Kayserispor ile uzun zamandır menajerim aracığı ile devam eden bir görüşmemiz vardı ve beni ciddi bir şekilde istiyorlardı. Tolunay Kafkas ile birebir görüşmem de imza atmam konusunda oldukça etkili oldu. Ayrıca en önemli tercih sebeplerimden birisi de Kayserispor’da genç oyunculara verilen şans. Tolunay Hoca genç oyunculara oldukça önem veriyor ve bu benim gibi genç oyuncular için çok önemli. Ben de Kayserispor’da forma giyerek Turkcell Süper Ligi önemli bir ligde kendimi geliştirme şansı bulacağım ve daha iyi bir oyuncu olacağım.

Ömer Şişmanoğlu futbol dışında kalan zamanlarında neler yapar?
Dans etmeyi çok seviyorum. Hip-hop yapıyorum. Arkadaşlarımla fırsat bulduğumuzda basketbol sahasında olsun, başka yerlerde olsun dans ediyorum. Ayrıca sinema da çok hoşuma gidiyor. Arkadaşlarımla sinemaya gitmek, onlarla gezmek, eğlenmekten çok zevk alıyorum. Ayrıca yüzmeyi, masa tenisi oynamayı seviyorum. Kardeşlerimle yüzüyor, babamla masa tenisi oynuyorum.

Ayrıca Ömer bu röportajda hayalinin Barcelona olduğunu da söylüyor. Onun için şimdilik uzak bir hayal gibi. Ancak kendini geliştirse kesinlikle Avrupa'da oynama şansı bulacaktır. Onun bu yeteneği ve saha içinde ki olumlu duruşu gitgide onu daha iyi yerlere getirecek.

21 Kasım 2010 Pazar

Fransa'da Türkler Lider


Fransa Lig 1'de dün oynanan maçlar sonunda Montpellier 24 puanla birinci. PSG ise 23 puanla ikinci durumda.
PSG'de Mevlüt Erdinç, Montpellier'de ise Hasan Kabze var. Türkler liderliğe oturdu yani. Bundesliga dışında da futbolcularımız başarılı olması gayet gurur verici. Tabi bu takımların başarılarında temsilcilerimizin ne kadar payı var ?

Mevlüt PSG'de başrollerden biri. Takımın hücum planında önemli bir yer tutuyor. Özellikle Hoarau'yla birlikte çok daha etkili. Bu sezon 14 maçta görev aldı Mevlüt. 14 maçta 1108 dakika görev alan Mevlüt 4 gol attı, bu sezon daha hiç kart görmedi. PSG'nin ligde 6 galibiyeti, 5 beraberliği ve 3 mağlubiyeti bulunuyor. 21 gol atıp, 13 gol yediler.

Montpellier'in başarısı ise yine geçen sene ki gibi geldi. Geçen sene ligi 5. tamamladılar ama averajları ilginçti. 50 gol atıp, 40 gol yediler. Bu sezon ise 13 gol atıp, 12 gol yediler. Az atıp, yediklerinden fazla atarak kazanıyorlar. Geçen sene sürpriz takımdı, bu sene ise istikrar sağlayabileceğini gösteriyorlar. Hasan Kabze ise pek bir katkısı olduğunu söylemek çok dürüstçe olmaz. Ligde henüz golü yok Hasan Kabze'nin. Ligde 13 maçta forma giyip, 939 dakika  görev aldı. Bu maçların 10'unda 11'de sahaya çıktı. Ligde ki maçlarda gol atamayan Hasan Kabze'nin sadece bir asisti var Hasan Montpellier'de forvetten, bitiriciden çok yan rolde oynuyor. Forvet arkasında görev alıyor. Lig 1 deki tek asistini ise 4 haftada ki Valenciennes maçında 29. dakikada Oliver Giroud'a yaptı. Ama takımına güven veriyor olmalı ki 11'de sahaya çıkmaya devam ediyor. Bu arada Montpellier formasıyla 3 golü var Hasan'ın. Oynadığı 2 lig kupası maçında 3 gol attı.

11 Kasım 2010 Perşembe

Jimmy Durmaz'ı Tanıyalım

    


Jimmy Durmaz. Bugün gazetelerde çıkan bir habere göre Fenerbahçe'nin onu alma isteği varmış. Jimmy Durmaz ilginç bir futbolcu. İsveç pasaportunun yanında, Lübnan pasaportuna da sahip. Süryani asıllı. O zaman neden soyadı Durmaz diyebilirsiniz. Daha 2009 yılında soyadını değiştirmiş Jimmy. İlk önceleri annesinin soyadı olan Touma'yı kullanıyormuş. 2009 yılında babasının soyadını Durmaz'ı almış.

Malmö takımında ilk sezonunda sadece 2 kupa maçına çıkan Jimmy sonra ki senelerde takıma monte olmaya başlamış. Bu sene ki performansıyla da Aykut Kocaman'ın gözüne girdiği söyleniyor. 38 maçta 8 gol atan Jimmy, ceza sahası içinde çok tehlikeli ve yaratıcı bir oyuncu. Geçen günlerde radyo spora konuşan Jimmy; "Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman'ın beni izlemesi; benim için onur verici. Fenerbahçe'yi uzun yıllardır hayranlıkla takip ediyorum. Kocaman'ın beni beğendiğini söylediler. Elbette çok mutlu oldum. "Ben her zaman kazanmayı arzu eden bir oyuncuyum. Sol çizgide oynuyorum, ama ofansif alanda her pozisyonda oynayabilirim. Gole dönük olarak oynamayı seviyorum. Gol pozisyonları konusunda yaratıcı olduğumu düşünüyorum. Driplingleri de iyi yaptığımı düşünüyorum. Beni izleyenler futbolumu beğendiklerini söylüyorlar. Bu durum beni mutlu ediyor" dedi. 
İsveç u-21 formasını 8 kere giydi bugüne kadar. Jimmy'nin ailesinden onun dışında 2 futbolcu daha var. Biri Sharbel Touma, anne tarafından olduğunu düşünüyorum, 31 yaşında ve şu anda Djurgarden takımında forma giyiyor. Oda İsveç dışına çıkmış Twente'de 2 sezonda 79 maç oynamış, B. Mönchengladbach ve İraklis takımlarında da oynayarak bu sezon İsveç ligine dönmüş.
Ailede ki diğer futbolcu ise David Durmaz. 28 yaşında olan David aslında Davut, ama pasaporta David diye yazılmış. Oda İsveç'de çeşitli kulüplerde forma giymiş, Malmö'ye transfer olmuş ancak orada yapamamış ve geçen seneden beri Denizlispor forması giyiyor.





10 Kasım 2010 Çarşamba

Gurbetçiler Bize Döndü


Herkesin bildiği üzere geçen hafta Mehmet Ekici milli forma tercihini bizden yana kullandı. Büyük ihtimalle Ay-Yıldızlı formayı üzerine geçirecek bundan sonra.

Ve dün yine sevindirici bir haber geldi. Ersan Gülüm Avustralya milli takımını reddetti. "Avustralya Milli Takımı'nda forma giymek istemiyorum. Ben tercihimi Türkiye'den yana kullanmak istiyorum. Eğer bir teklif gelirse seve seve Türk Milli Takımı'nda forma giyerim" diye konuştu. En büyük hedeflerinden birisinin Türk Milli Takımı'nda forma giymek olduğunu anlatan Ersan, "Türk Milli Takımı'nın formasını giymek benim için büyük bir onurdur. Ben Türküm ve ülkemin milli takımına hizmet etmek de benim için bir şereftir. Böyle bir teklif gelmesi halinde de çok mutlu olurum" ifadelerini kullandı.
Mesut'tan sonra ve son 2 maçta alınan yenilgilerin etkisiyle takımda ciddi eklemeler olacak gibi gözüküyor. Mehmet Bundesliga daki formuyla büyük güç katacak, Ersan ise BJK'nin son 2 maçında 180 dk. sahada üst düzey bir performans sergiledi.

Şimdi bir de Mehmet takım arkadaşı İlkay'ı yanında getirirse tadından yenmez.

31 Ekim 2010 Pazar

Ersan Gülüm Röportajı

 Beşiktaş-Sivasspor mücadelesinde ortaya iyi bir oyun koyan ve benim çok beğendiğim bir futbolcu olan Ersan hakkında yazılan bir yazı...

 Ersan Gülüm hakkında bilinmeyen 10 şey

Goal.com Bank Asya 1. Lig yazarı Hüseyin Ataş, Beşiktaş'ın yeni stoperi Ersan Adem Gülüm'ün bilinmeyen yönlerini sizler için derledi.


TFF İkinci Lig: Ersan Gülüm (Adanaspor)
İşte başarılı stoper hakkında bilimedikleriniz;

1- 2008 sezonunda Adanaspor'a transfer olan Ersan, 1. Lig'deki ilk sezonunun sonunda Bank Asya 1. Lig'in en değerli 11 futbolcusundan birisi seçildi. Geçtiğimiz sezon da harika bir performans gösteren Ersan, Galatasaray başta olmak üzere Beşiktaş ve Manchester City'nin dikkatini çekmişti.

2- Galatasaray'a 1.2 milyon avro bedel karşılığı transfer olacağı haberi Avustralya basınında dahi yer almasına rağmen bu transfer gerçekleşmedi. Beşiktaş'ın Ersan'ı gelecek sezon sonu kadrosundan tutmak istemesi halinde Beşiktaş'a ödeyeceği bonservis bedeli 4 milyon dolar.

3- Adanaspor'da geçirdiği 2 senede, sezon başına 32 maç ortalaması ile oynayan Ersan Gülüm, üstün top tekniği ve oyun zekasının yanı sıra attığı gollerle de dikkat çekti. Dardanelspor, Giresunspor ve Orduspor maçlarında 1'er gol atan Ersan takımına 9 puan kazandırdı.

4- Avustralya Ümit milli takımıyla İngiltere'ye bir turnuva maçına giden Ersan, Ersun Yanal'ın scout ağından bir yetkili tarafından izlenip beğenilmiş ve sonrasında da Yanal'ın o dönemdeki takımı Manisaspor'a transfer olmuştu.

5- Manisaspor'da tutunamayan Ersan'ın o takımdaki en yakın arkadaşı Galatasaray'ın başarılı oyuncusu Hakan Balta olmuştu. Ersan'ın Manisaspor günlerinden en fazla yanında olan Balta halen Ersan ile görüşür.

6- Ersan Adem Gülüm'in Süper Lig'de en çok beğendiği mevkidaşları ise Galatasaray'lı Servet Çetin ve Fenerbahçe'li Diego Lugano.

7- Bugüne kadar Türk milli takımının herhangi bir kademesinden davet almayan Ersan, zaman zaman Avustralya ümit milli takımına çağrılmıştı.

8- Ersan'ın asla unutmayacağım ve kalbimde özel bir yeri var dediği takım ise Elazığspor. Adanaspor'da da taraftarın sevgilisi olan Ersan takım arkadaşlarıyla vedalaşırken gözyaşlarına hakim olamadı.

9- Ersan Gülüm, Harry Kewell'ın en büyük hayranlarından birisi ve onunla aynı ülkede futbol oynamaktan büyük mutluluuk duyuyor. Artık Kewell ile rakip olacak olan Ersan için Nizamettin Çalışkan ve Uğur İnceman da özel önem taşıyan isimler.

10- Geçtiğimiz sezon sonu Adanalı bir hanımefendi ile nişanlanan Ersan Adem Gülüm, Adanaspor Başkanı Bayram Akgül'ün; "Artık Adana'ya enişte oldun, atarsın 5 yıllık imza" esprilerine maruz kalmıştı.

Hüseyin Ataş / Goal.com

16 Ekim 2010 Cumartesi

Nuri'nin Yolu Belli


Dün ki maçtan sonra Nuri'yle iligli yazmak şart oldu artık. Nuri şu anda Bundesliga'yı coşturuyor. Ribery, Robben, Elia, Raul gibi isimler ortada yokken, Nuri gümbür gümbür oynuyor.
Nuri şu anda takımının her şeyi. Gol attıran, atan, defans yapan, son dakika kurtarıcısı, her şeyi yani. 2 yıl önce Feyenoord'a kiralanınca 'buda kaybolacak be.' demiştim. Ama Nuri ne kaybolması, ıssız çölde, kutupta yaşayana bile adını duyuracak vaziyete geldi.
Nuri'nin durumunu bir bakıma şöylede özetleyebiliriz; Bundan 2 sezon önceydi, Schalke'den Bremen'e transfer olan bir genç vardı. Türk asıllı-Alman Mesut Özil'den bahsediyorum tabi. Mesut öyle bir sezon geçirdi ki akıllara zarar. 2-3 hafta jeneriklik goller attı, maçlar kazandı tek başına. O sene Bremen'i UEFA finaline taşıyan adamlardan biri oldu. Vee... Bu performanstan 1 yıl sonrası... Real Madrid'in kapıları Mesut'a sonuna kadar açıldı.
Ve şimdi Nuri'den aynı performansı izliyoruz. Nuri Feyenoord'dan hücum dersi alıp, Dortmund'da disiplin oldu. Kusursuz bir karışım. Nuri'nin tek dezavantajı ülke milli takımında oynayamaması ve Türkiye'nin uluslararası turnuvalarda çok kopuk bir performans sergilemesi.
Ama lafın özü şu; Nuri'ye bazı yollar, kapılar açıldı. Real Madrid, Barcelona, ManU, Milan vs. vs. Bu takımlara göz kırpıyor Nuri.

Ee başlangıçta dün ki maçtan sonra dedik. Köln maçına da değinelim. Dün Dortmund, Köln'ü Nuri'nin son dakika golüyle yendi. Maç 1-0 ken 83. dakikada Podolski'nin golü eşitliği sağladı ve Podolski Nuri'ye '3-0' gibi işaretler yaptı. Amaa... Nuri'nin cevap müthiş oldu. 90+1'de golünü attı ve gidip Podolski'nin önünde gol sevincini yaşadı, yani anlayacağımız Nuri, Podolski'ye hayatının atarını yaptı.
Helal olsun cCc Nuri Reis cCc

12 Ekim 2010 Salı

Mesut'un ki Futbol Borcu


Adım Mesut / göbek adım Özil / Mesut Özil'den goller izlediniz!- Met-Üst

Bu Mesut meselesi çok uzadı.  Bu konuda çok uzun bir şey söylemeyeceğim. Mesut'un durumu şu; Biz bu vatanda, bu topraklarda, bu Türkiye'de yaşıyoruz. Burada eğitim alıyoruz, buranın parasıyla yaşamımızı geçiriyoruz. Bunun sonucu askerlik yapıyoruz, vergi veriyoruz.
Mesut'un durumuda aynen bu. Ama ben bu yazımda Mesut Alman askeridir ya da Mesut paralı asker demiyorum. Mesut 7 yaşından beri Almanya takımlarının altyapısında. O alt yapılardan eğitim aldı. 2006-08 arası Schalke'de profesyonel oynadı, 2008-10'da Bremen'de oynadı. Ve bu yaz Real'e transfer oldu. Bütün geçimini Almanya'dan sağladı. Almanya'da para kazandı, futbol eğitimini aldı ve bunun sonucu daha fazla para kazanabileceği, bir futbolcunun kariyerinin zirvelerinden biri Real Madrid'e gitti.
Yani demek istediğim şu; Mesut Almanya'ya futbol borcunu ödüyor.

7 Ekim 2010 Perşembe

Avrupa'da kalecimiz mi yok. Ahaa Sinan Bolat ne ya


Avrupa'da kalecimiz mi yok. Ahaa Sinan Bolat ne ya. Hemde 38 numara. Kayseri plakalı aslanım benim. Ama milli takımda yok. Belçika'yı seçerse kim haksızsın diyebilir, hiçkimsee..
Sinanla ilgili daha uzun bir yazı yazıcam. Ama ileri ki günlerde.