8 Aralık 2010 Çarşamba

Farklı Bi Yerden St.Pauli'den Gelen Yetenek; Ömer Şişmanoğlu


Ömer Şişmanoğlu; Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Ağustos 1989 tarihinde doğdu. Babasının adı Hasan, annesinin adı Nimet. 3 kardeşi var.
O Kayseri'nin yükselişinde büyük pay sahibi Almanya'dan gelen yeni neslin önemli isimlerinden biri. 21 yaşında Ömer, 1.86 boyu var. Hücum hattında her bölgede görev alabiliyor. Fiziğine rağmen çok teknik ve hızlı. Yeni Türk milli takımında bir şekilde şans bulabilecek isimlerden birisi. Kanat aksiyonlarında çok iyi. Kariyerine Almanya'da başladı. Alt yapı kariyerinde Harburg Türkspor, Wilhelmsburg Türkgücü, Wilhemsburg ve St. Pauli gibi takımlarda boy gösterdi. Ve profesyonel kariyeri 14 Aralık 2007'de Mainz'ın St. Pauli'ye karşı oynadığı maçla başladı. St. Pauli'de 2 yılda çok fazla forma şansı bulamadı ve 23 Haziran günü 2009 Kayserispor ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

Kayseri'de ki ilk sezonunda 23 maçta forma şansı bulan Ömer 2 gol attı. Bu sezon ise daha 11 maçta 2  gol atmayı başarı Ömer ve giderekte daha iyiye gidiyor.
Ömer'in Tam Saha dergisine verdiği röportajdan bazım kısımlar;
Röportaj: Nihat Özten / TamSaha Babam zaten uzunca bir süre benim antrenörlüğümü yaptı. Benim futbolcu olmamı sağlayan kişi babamdır. Her zaman bana destek oldu. Ayrıca kardeşim Yasin de futbolu çok seviyor. Şu anda Türkiyemspor’da oynuyor.

Baban St. Pauli’de antrenör mü?
Şimdi bıraktı ama St. Pauli’ye geldiğim ilk dönemde benim antrenörlüğümü yapmıştı. Zaten önce de Vatangücü’nde antrenörümdü. Sonra ben takımda üst kategorilere çıkmaya başlayınca o da antrenörlüğü bıraktı


Hem Kayserispor’un hem de Türk Milli Takımlarının gelecekte çok şey beklediği yıldız adaylarından birisin. Seni biraz daha yakından tanımak adına "Ömer Şişmanoğlu kimdir?" diye sorarak başlayalım.
Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Ağustos 1989 tarihinde doğdum. Babamın adı Hasan, annemin adı Nimet. 3 kardeşiz. Kız kardeşim Selma 12, erkek kardeşim Yasin ise 13 yaşında.
Ailen ne zamandan beri Almanya’da yaşıyor?

Babam sanırım 20 yıldır Almanya’da yaşıyor. Aslen Kastamonuluyuz. Babam Kastamonu’da doğmuş ama İstanbul’da büyümüş. Daha önce Almanya’ya gelen amcam onu da yanına getirmiş. Babam uzun yıllar haberleşme üzerine çalıştı ve emekli oldu.
Antrenörlüğümü babam yaptı
Ailende senin dışında futbolla ilgilenen kimse var mı?
Tabii var. Babam zaten uzunca bir süre benim antrenörlüğümü yaptı. Benim futbolcu olmamı sağlayan kişi babamdır. Her zaman bana destek oldu. Ayrıca kardeşim Yasin de futbolu çok seviyor. Şu anda Türkiyemspor’da oynuyor.
Baban St. Pauli’de antrenör mü?
Şimdi bıraktı ama St. Pauli’ye geldiğim ilk dönemde benim antrenörlüğümü yapmıştı. Zaten önce de Vatangücü’nde antrenörümdü. Sonra ben takımda üst kategorilere çıkmaya başlayınca o da antrenörlüğü bıraktı.
Biraz daha başa, futbola başlangıç hikâyene dönelim istersen.
Futbola 4 yaşında başladım. Bir kuzenim vardı. O futbola başlamıştı ve ben de onun sayesinde heveslendim. Onu izledikten sonra babama "Ben de oynamak istiyorum" dedim. Babam da antrenörle konuşup çalışma saatlerini öğrendikten sonra beni kulübe götürdü. Ama ben ilk antrenmanda çok komik bir şey yaptım. (Gülüyor)
İlk golü kendi kaleme attım
Ne yaptın?
Daha önce hiç futbol oynamamıştım. Sadece topun kaleye atılacağını biliyordum. Maç sırasında top bana geldiği zaman kaleyi boş görünce gol attım ve sevinmeye başladım. Ama gol attığım kale bizim kalemizmiş. Sonra babam bana futbolun öyle bir şey olmadığını öğretti. Kitaplardan falan oyunun nasıl oynanacağını, kurallarını, antrenmanın nasıl yapılacağını anlattı. Yaklaşık 1 yıl sonra nasıl oynanacağını öğrenmiş olarak futbol oynamaya başladım. Sonrasında da iyi oynadım, goller attım ve St. Pauli’ye gittim.

Futbola başladığın günden beri forvet oyuncusu musun yok daha sonra mı bu bölgede görev almaya başladın?

Ben her yerde oynadım. Kalecilik de yaptım, defansta, orta sahada da oynadım. Ama forvet oynamayı ve gol atmayı çok sevdim.

Her bölgede oynamış bir oyuncu olarak, sence bir forvetin diğer bölgelerde oynayan oyunculara göre ayırt edici özelliği nedir?
Bence bir forvet oyuncusunun öncelikle gözü olması lazım. Yani oyunu iyi görebilmeli. Zeki olmalı, oyunu iyi okumalı ve gücünü akıllıca, ekonomik kullanmayı bilmeli. Her yere deli gibi koşmanın bir anlamı olmuyor. Ayrıca hızlı olmalı. Bir forvet oyuncusu için hız çok önemli. Tabii arkadaşlarına yardım etmeli ve onlarla top alışverişi yapmalı. Bir de şut çekebilmeli.

Sen bir forvet oyuncusu olarak kendinde hangi yönlerinin eksik ya da iyi olduğunu düşünüyorsun?
Benim taktik yönüm biraz zayıf. Bu yönümü geliştirmem gerekiyor. Zaten St. Pauli’deki hocamız bana bu konuda özel olarak yardım ediyor. Sol ayağım, sağa göre pek iyi değil. Onun için de özel olarak çalışıyorum. Biraz da kafa toplarında zayıf olduğumu söyleyebilirim. Ayrıca fiziğimi de geliştirmem lazım. Kendimde gördüğüm bu eksiklikler için tabii ki antrenmanlardan önce ve sonra ekstra çalışmalar yapıyorum. Ama hızım ve şutlarım fena sayılmaz. Tabii onları da geliştirmem gerektiğini biliyorum.

Dünyanın en ilginç kulüplerinden biri olan St. Pauli’de oynuyorsun. St. Pauli, Almanya’nın dışından neredeyse dünyanın her yerinde taraftarı olan, değişik özelliklere sahip bir takım. Bize St. Pauli’yi anlatır mısın?
Gerçekten de St. Pauli diğer bütün takımlardan çok farklı. Bir kulüp değil de bir aile gibiyiz. Taraftarlarımız çok önemli. Onlar için bazı şeyler yenmek ve yenilmekten daha önce geliyor. Bize her konuda çok yardım ediyorlar. Mesela dışarı çıktığımız zaman hiç tanımadığımız taraftarlarla oturur bir şeyler içer, sohbet eder, birlikte zaman geçiririz. Bu tarz şeyler orada çok normaldir. Yani takımla taraftar iç içe. Ayrıca St. Pauli’de hiçbir ayrım yok. Orada eğer iyi futbolcuysanız oynarsınız. Alman, Türk veya Afrikalı olmanın herhangi bir farkı bulunmaz.

İlk maçına ne zaman çıktın? Nasıl bir duyguydu?
2008 yılında ilk maçımı Mainz’e karşı oynadım. Gerçi çok az oynamıştım, sadece 1 dakika. Ama yine de a takım forması ile sahaya çıkmak çok güzel ve heyecan vericiydi. O havayı koklamak benim için güzel bir duyguydu.

Kayserispor ile 4 yıllık sözleşme imzaladın. İmza konusunda seni ikna eden ne oldu?
Kayserispor ile uzun zamandır menajerim aracığı ile devam eden bir görüşmemiz vardı ve beni ciddi bir şekilde istiyorlardı. Tolunay Kafkas ile birebir görüşmem de imza atmam konusunda oldukça etkili oldu. Ayrıca en önemli tercih sebeplerimden birisi de Kayserispor’da genç oyunculara verilen şans. Tolunay Hoca genç oyunculara oldukça önem veriyor ve bu benim gibi genç oyuncular için çok önemli. Ben de Kayserispor’da forma giyerek Turkcell Süper Ligi önemli bir ligde kendimi geliştirme şansı bulacağım ve daha iyi bir oyuncu olacağım.

Ömer Şişmanoğlu futbol dışında kalan zamanlarında neler yapar?
Dans etmeyi çok seviyorum. Hip-hop yapıyorum. Arkadaşlarımla fırsat bulduğumuzda basketbol sahasında olsun, başka yerlerde olsun dans ediyorum. Ayrıca sinema da çok hoşuma gidiyor. Arkadaşlarımla sinemaya gitmek, onlarla gezmek, eğlenmekten çok zevk alıyorum. Ayrıca yüzmeyi, masa tenisi oynamayı seviyorum. Kardeşlerimle yüzüyor, babamla masa tenisi oynuyorum.

Ayrıca Ömer bu röportajda hayalinin Barcelona olduğunu da söylüyor. Onun için şimdilik uzak bir hayal gibi. Ancak kendini geliştirse kesinlikle Avrupa'da oynama şansı bulacaktır. Onun bu yeteneği ve saha içinde ki olumlu duruşu gitgide onu daha iyi yerlere getirecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme