Futbol Dışında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Dışında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2011 Salı

Ronaldo ve Zidane Yoksulluğa Karşı & Jamel Debouze

İzlediğim en keyifli ve en eğlenceli dostluk maçlarından biriydi. Ronaldo'nun takımı, Zidane'in takımına karşı. Schumacher, Jamel Debouze gibi futbol dışı karakterlerin yanında o zamanın genç yetenekleri Cristian, Sergio Ramos ve Rony. Futbolu bırakan ve faal olan Renato, Felipe Melo, Pauleta, Drogra, Fernando Couto, Boa Morte, Sa Pinto, Nuno Gomes, Nedved, Hooijdonk, Roland De Boer, Van Bronckhorst, Popescu, Sonny Anderson, Lamouchi gibi yıldızların sahne aldığı bir maçtı.

Yoksulluğa karşı oynanıyordu maç. Maçın bütün geliri Etiyopya, Fas, Brezilya ve daha birçok ülkede ki yoksul bölgelere gidecekti.

Ama maçta benim aklımda kalan en önemli adam Jamel Debouze'ydi. Maça inanılmaz bir neşe katmıştı. Collina ile saha içinde ki olan samimiyeti, Zidane'ın kucağına atlayışı, saha dışında bütün stadın duyduğu röportajda Zidane için "beyaz pabuçlu" adam deyişi hala dün gibi aklımda. Ona gol attırana kadar neler çekmişlerdi. Böyle şeyler daha çok olmalı sahalarda.

11 Nisan 2011 Pazartesi

1 Ay ve Film Kuşağım


Son 1 ayda epeyce film izledim. Bunlar arasında bu sene çıkan ve 4-5 yıl önce çıkmış belki de sizin " bu zamana kadar nasıl izlemedin ? " diyebileceğiniz filmlerde var. Ancak daha yeni kısmet oldu bize ve izlemiş bulunuyoruz. Bunlar hakkında kısa kısa görüşlerimi dile getirmek istedim.


1- İnception (Başlangıç) : Gerçekten harika bir film. Birçok yurt içi ve dışı film sitelerinde 9'un üstünde puan almış, insanın her an filmde kalmasını ve her an kafasının karışmasını sağlayacak bir film. Belli ki film üzerine normal bir filmden çok daha fazla emek var. Filmin başrolü Di Caprio ve onun yanında ki oyuncularında en az onun kadar payı büyük filmde. Özellikle Di Caprio'nun filmde karısıyla olan ilişkisi çok kafa karıştırdı.
Ve tabi sonu; filmin sonu sanki bana İnception'un devamı gelecekmiş hissi verdi.

2- Ajan Salt : Angelina Jolie oynuyor o filmde. Ne söylenebilir ki. Özellikle benim için, Angelina Jolie'ye tapan bir adam için çokta objektif olmaz hiçbir diyeceğim. Ancak gerçekten aksiyonu bol ve keyifli bir filmdi. Birlikte izlediğim insanlar Angelina'nın hangi tarafta olduğunu pek anlayamasa da film çokta karışık değildi. Yine İnception'da olduğu gibi Ajan Salt'ında sonu bize "bunun devamı gelecek." dedirtti.
Değinmeden edemeyeceğim filmin bir sahnesine. Angelina Jolie'nin en son yakalandığı ve elleri kelepçeli bir şekilde merdivenden çıkarılırken "asıl kötüyü" öldürme sahnesi hafızama kazındı tam anlamıyla.

3- Turist : Yine bir Angelina Jolie filmi. Şu anda Laptop'umda bulunan film arşivimde 7 tane onun Angelina filmi var. Ancak bu bende bulunan ve bugüne kadar izlediğim filmler açısından Angelina'nın en az aksiyonu olduğu 2. filmdi. Sevgilisi'yle olan ilişkisini sadece en sonunda çözebileceğiniz bir film. Filmin sonu geldiğinde ağzım açık kalmıştı. Böyle biteceğini hiç tahmin edememiştim, aklımın ucundan bile geçmemişti.

4- Av Mevsimi : Yine çokta objektif olamayacağım bir film ya da oyuncu. Şener Şen üstad var buradada. Ama biraz objektiflik katacağım şimdi işin içine. Eşkiya filminden sonra burada biraz sönük ya da daha az aktif bir rol almış büyük üstad. Daha ağır ve sakin bir rol. Ama burada Cem Yılmaz'ın canlandırdığı karakter gerçekten güzel ve insanın bir şekilde izlemesi sağlayan bir tip olmuş. Burada Şener babanın yeri ayrı tabiki de ama asıl şapka Cem Yılmaz'a çıkarılır.

5. Black Swan (Siyah Kuğu) : İzlediğim her dakikasında "noluyo lan" dediğim bir film. Psikolojik ve inanılmaz kafa çalışması gerektiren bir film. Ancak Film bittikten 1-2 dakika sonra benim köşeli olan jetonlarım düşmeye başladı ve hayretler içerisinde kaldım. Çok geniş bir film hafızam yok ancak izlediklerim arasında gerçekten ayrı bir yeri oldu. Film bir balerinin mükemmel olması çabası içinde, nasıl hayatını kaybettiğini anlatıyor.




6- Wanted : 2008 yapımı filmde Morgan Freeman ve Angelina Jolie hariç başrol James McAvoy'undu. Angelina'nın çokta öne çıkmadığı aksiyon filmi gerçek bir aksiyondu. Olayların gelişimi ve ilerlemesi gerçekten güzeldi ve akıcıydı. Filmden hiç kopmadık. James McAvoy'un suikastçilerin bulunduğu binaya girme sahneleri ise gerçekten "hadi bee" dedirten cistendi.

7- Kelebek Etkisi : Gerçekten kafa karıştıran ve soluk soluğu izlenecek bir film. O kadar geri dönüş ve hayalin içinde filmde sabit kalmak gerçekten zor. Birçok kişi izlemiştir bu filmi sanırım. Daha salı günü TNT'de yayınlandı çünkü. İzlemeyenler varsa da mutlaka izlesin.

8- Zoraki Kral : Daha önce böyle bir film izlediğimi hatırlamıyorum. Filme iyi mi desem kötü mü desem bilemiyorum. İlginç bir konudan yapılmış bir film. İngiliz kralı ve kekeme. Gerçekten değişik.

27 Şubat 2011 Pazar

Ashley Cole'un Hapsi İstenebilir

Ashley Cole bir silahla bir çocuk yaraladığı iddia ediliyor.
Cole bir kutu ölümcül 0,22 mm lik silah çekti  ve otelden sadece 5 metre uzaklıkta olan 21 yaşındaki öğrenci Tom Cowan o sırada vuruldu.
Ashley Cole'un 5 yıla kadar hapsi istenebilir.

11 Şubat 2011 Cuma

Kolombiya'nın Yeni Kahramanı Gerard Pique


Çarşamba günü oynanan hazırlık maçlarından biri de İspanya ile Kolombiya arasındaydı. Bilindiği gibi geçen günlerde Pique Kolombiyalı yıldız Shakira ile olan ilişkisini duyurmuştu. Ve çarşamba gecesi oynanan maçta Kolombiyalı taraftarlar Pique'yi yeni kahramanları ilan ettiler. Maç boyunca Pique'ye sevgi gösterileri vardı.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Irkçılığa Hayır & Balotelli


No To Racism, yani ' Irkçılığa Hayır! '. Futbolda ırkçılığı önlemeye yönelik çalışmalar hala devam ediyor. Bir futbolcunun zenci olması, müslüman olması, başka bir ülke pasaportunun olması dahi bazı sapkınları kendinden geçiriyor.

17 Kasım 2010 gecesi oynanan Romanya-İtalya hazırlık maçında Balotelli'ye yapılan ırkçı hareket bardağı doldurdu. Balotelli'nin oyunda kaldığı süre boyunca topa sahip olduğu her pozisyonda İtalyan aşırı-sağ taraftar grubu tarafından yuhalanan 20 yaşındaki Balotelli, 60'ıncı dakikada oyunda alındı. Aynı taraftar grubu ' Çok çeşitli İtalya'ya hayır ! ' ı savunan bir grup zaten.
Maçtan sonra Prandelli'de durumla ilgili sadece ' utanç duyuyorum ' demekle yetindi.
İtalyanlarda bu ırkçılığa karşı bir tepki vermeye hazırlanıyor. Balotelli, 19 Şubatta Almanya'yla oynanacak dostluk maçında ırkçılığa karşı o kaptan çıkacak sahaya.
Balotelli'nin bu olayı üzerine geçmişten bugüne ırkçı olaylara bir bakalım;

-21 Mayıs 2009'da Belçika Birinci Lig takımlarından Anderlecht'te forma giyen Jelle Van Damme, Standart Liege'nin savunma Oguchi Onyewu'ya ''pis maymun'' dediği gerekçesiyle ırkçılıkla suçlanıyor.

-Fransa'da amatör ligde yer alan Lagnieu kulübünün oyuncusu Maxence Cavalcante, maç sırasında rakip takımın Senegalli oyuncusu Makam Traore'e ''pis maymun'' biçiminde ırkçı sözler sarf ettiği için 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Fransız Francesoir sitesinde bu olayla ilgili haber.


-Birinci Futbol Ligi (Serie A) takımlarından AS Roma'nın taraftarları rakip takımdaki siyahi futbolcuya ırkçı tezahüratları nedeniyle 8 bin Avro'luk para cezasına çarptırıldı. ( Ki bununda Balotelli'ye karşı olduğu söylenir. Balotelli o maçta 2 gol atmıştı.'

-Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Hertha BSC Berlin'in bazı taraftarlarına, Hertha'nın Alman 4. Lig takımı Babelsberg'e karşı oynananı hazırlık maçında, bu takımda oynayan siyahi futbolcu Babacar N'Diaye'ye ırkçı sözlerle hakaret ettikleri gerekçesiyle stada girmeme yasağı verildi. Bu haber Kicker'dada her bulmuştu kendisine.


- İspanyol teknik adam Luis Aragones, 2004 yılında milli takımı çalıştırırken, ırkçı beyanat verdiği gerekçesiyle disiplin soruşturması geçirdi. ( Henry olayı ).

-İspanyol teknik adam Luis Aragones, 2004 yılında milli takımı çalıştırırken, ırkçı beyanat verdiği gerekçesiyle disiplin soruşturması geçirdi.

-Türk futbolcu Fatih Tekke'nin de formasını giydiği Zenit St Petersburg, Fransa'nın Marsilya takımıyla yapılan maçta taraftarlarının ırkçı davranış sergilemeleri nedeniyle 37 bin Euro para cezasına çarptırıldı.


-UEFA Tahkim Kurulu, 2004 yılında yapılan ve 2-2 biten Lazio-Partizan karşılaşmasında İtalyan taraftarların Partizan'ın siyahi oyuncusu Boya aleyhinde sürekli ''Hu Hu Hu Hu'' şeklinde yaptıkları ırkçılık içeren tezahüratları nedeniyle ceza verdi.

- Premier Lig'de 2004 yılında Blackburn Rovers-Birmingham City maçında ırkçı tezahürat yaptığı belirlenen taraftarlara 1880 dolar para ve 5 yıl statlardan uzaklaştırma cezası verildi.

-2001 yılında İtalya'da Futbol Merkez Ceza Kurulu, taraftarlarının Parmalı Thuram'a karşı ırkçı tezahürat yapmalarından dolayı Verona Kulübü'ne 40 milyon İtalyan Lireti para cezası verdi.

- 2005 yılında Barca ile Zaragoza arasında ki maçta yapılan ırkçı tezahürat yüzünden Eto'o sahayı terk etmek istemiş ancak hakem izin vermemiştir. Zaragoza'ya verilen 9 bin € luk ceza ise gülünçtür.

- 2005 yılında ki Messina-İnter maçında, Messinalı futbolcu Zoro'ya yapılan ırkçı tezahürat sonrası Marco Zoro 66. dakikasında tezahüratlara dayanamayıp, topu alıp saha dışına gitti. Zoro’yu, Adriano başta olmak üzere tüm futbolcular ve hakemler zor ikna etmişti. İtalya futbol federasyonu bu olaydan sonra, oynanacak ilk maçları 5 dakika geç başlattı.

21 Ekim 2010 Perşembe

Hagi, Tugay ve Gün Değerlendirmesi


Ve yollar bir kez daha kesişti. Karpatların Maradonası, Galatasaray'ın kalbinde olan isim Hagi tekrar takımımızın başında.
Neler olur, neler biter bilinmez. Başarılı mıdır ? Başarılı olur mu ? Bu sorunların cevabı zamanla alınacak.
Ama belli olan bir şey var, Hagi'nin gelişi anlık bir karar, rezilliği örtme çabalarıdır. Hagi en büyük kalkandır şu anda. Taraftarın her daim sevgilisi, Rijkaard bambaşka bir adam, Hagi bambaşka.
Biri gönlümüzde, diğeri kapının önünde. Ona kapının önünü gösterenler, inşallah birgün o kapının dışına çıkarlar.
Hagi'nin ilk gelişinden tamamen farklı bir kadro var elinde. Çok daha üst düzey, çok daha sakat. Rakiplerde armut toplamadılar tabi. Hagi'nin gelişiyle hedef belli, günü kurtarmak, Hagi'nin geleceğe yönelik bir seçim olduğunu kimse bana açıklayamaz.
Tugay seçimi ise 1,5 yılın tamamen boşa gitmesinin kanıtı. Tugay Kerimoğlu, Rijkaard'ın sistemini alt yapıya getirmek için gelmedi mi? İngiltere deneyimini alt yapıdaki oyunculara aktarmak için gelmedi mi, alt yapıya profesyonellik getirmek için gelmedi mi ? Şimdi antrenör olması rezilliğin önde gideni.

Not: Bunlar günü değerlendirmek için yazıldı. Bu konu 1-2 gün içinde daha yoğun ve ayrıntılı incelenecek. Hagi, Tugay, yönetim rezilliği ve Rijkaard'ı harcayan, Rijkaard'ı piç edenler, Rijkaard'a hayatında duymadığı tezahüratı dinletenler uzun, uzun yazılacak.

1 Ekim 2010 Cuma

Rafael ve Sylvie Van Der Vaart

Rafael Van Der Vaart: Eşim benden çok tanınıyor. Daha çok çalışıp onu geçmek istiyorum.
İşi zor.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Başladıııı . . .

 
Yeni sezonu merakla beklenen House M.D. başladı. Yeni sezonun ilk bölümü House severlerin alışkın olduğu bir bölüm değildi. House’un bilindik zekâsı ve aksi komik tavırları pek yoktu. Daha çok aşk konularına yönelmişler. House ve Wilson’ın pencere sohbeti ise bize eski alışık olduğumuz House’u gösterdi.

İlerleyen bölümlerde House yine eski haline dönecektir. Bizi yine zekâsına hayran bırakacaktır.

Not: Olivia Wilde’in diziden çıkması kendi açımdan çok kötü oldu