Premier Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Premier Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2011 Perşembe

Sir Onu Neden Oynatmıyor ?


Sir Alex Ferguson Manchester ile gelen ve yıllar yılı süren taktik dehasının yanında, oyuncu avında ki uzmanlığıyla da bilinir. Bugüne kadar takımda olduğu sürece 7 numaraya hep özel oyuncular transfer etmiş, bu 7 numaraların yanına da İrlanda-Galler-İskoçya-İngiltere ekseninden görev adamları yerleştirmiş.
Fletcher, Scholes, O'Shea, Wes Brown son dönemlerde ki örnekleri. Şimdilerde ise Smalling, Evans gibi yeniden bu tarz oyuncular buldu. Ama bunlar içinden ilgimi ve dikkatimi üzerinde yoğunlaştırdığım bir adam var; Darron Gibson.

Aslına bakarsanız tam Sir'ün istediği tarzda bir oyuncu. Ofansı ve defansı aynı anda yapabiliyor, şutları gerçekten çok etkili, duran toplarda da tam nokta atışı yapabiliyor. Sezon başında forma şansı bulamamaktan yakınmıştı, Anderson, Scholes, Carrick gibi futbolcuların arkasında kalmak istemediğini artık oynamak istediğini, oynarsa gerçekten önemli bir oyuncu olacağını söylemişti. Nitekim oynadığı maçlarda da çok iyi oynadı aslında. Bu sene toplamda 20 maça çıktı,  bunların 12'si İngiltere Ligi, 3'ü Şampiyonlar ligi. Hepimiz onun attığı golleri hatırlarız büyük ihtimalle. Attığı goller genelde uzaktan, jeneriklik goller. Bu sezon 1 Lig kupasında birde Şampiyonlar liginde gol attı. 2 golünün yanında 5 asist yaptı. Geçen sene daha çok forma şansı bulmuştu aslında 28 maçta görev alıp 5 gol atmıştı. Ondan önceki sezon ise 18 maçta 3 gol atmıştı. Bir orta saha oyuncusu olmasına rağmen ve az forma şansı bulsa da takıma gol anlamında ciddi katkı yapıyor. Manchester alt yapı ürünü olduğunu söylemeye gerek yok. Profesyonel olduğu ilk 2 sezon başka takımlara kiralanmış. Oralarda da ciddi forma şansları bulmuş ve 3 yıldır United'a yaptığı gol katkısını oralarda da yapmış. 2009 yılında İrlanda'da yılın genç oyuncusu seçilse de Sir'ün takımında bir türlü düzenli oynayamadı.

Ancak 2011-2012 sezonu için ona bir şans doğmuş olabilir. Anderson'un ne olursa olsun çok düzenli forma giyemeyişi, Scholes'un futbolcu bırakması, Fletcher ve Carrick'in oyunu onun kadar çift yönlü oynayamıyor olması ona bir şans doğura bilir. Tabi ki takımda kalırsa. Phil Jones'a karşılık Blackburn'e gönderileceği iddialarının yanında, Sunderlan'a transfer olabileceğine söyleniyor Gibson'un. Ama gitmemesi durumunda orta sahaya yapılacak bir Modriç ve Sneijder transferinin zor gözükmesi yüzünden takımda forma şansı yeterince bulabilir ve Sir'ün yeni keşfi olarak adından söz ettirebilir.

Gibson'un yeteneklerinden tekrar bahsetmek gerekirse; duran toplarda çok iyi, top ayağına gerçekten iyi oturuyor ve iyi bir pasör. Şutları çok etkili Scholes gibi. Bu sene takımdan gitmez ve kalır ise iyi bir çıkış yakalayabilir.

Ama aklımı kurcalayan bir soru var ve sizlere de bunu sorma gereksinimi duydum. Sir Gibson'u neden oynatmıyor ?

7 Şubat 2011 Pazartesi

Haftasonu Aksiyonu Filmi Gibi ; Premier Lig



Bu hafta sonu Premier Lig'in bütün maçları izlenmeye değerdi. Aynı bir aksiyon filmi gibi her şey vardı Premier Ligde. Aşk, ihtiras, geri dönüş, ManU'nun ilk diz çöküşü, dört gol atan futbolcular, hattrick yapan Tevez, 8 golü aşkın maçlar vs vs. Premier Lig'de bir hafta sonu için çok uzun bir yazı olacağa benziyor. Tek tek ele alınacak bir çok konu var. Ee birinden başlayalım o zaman;

Wolves-Manchester United ; Geçenlerde şurda ManU'nun ligde ki istatiklerini vermiş ve gerçekten domine ettiğini göstermiştim. Bu yazıyı yazdıktan sonra ki hafta sonu ManU ilk mağlubiyetini aldı. Kalemim sağ olsun ne yazık ki. Maçın daha 4. dakikasında ligin asist kralı Nani'nin golüyle öne geçmişti halbu ki ManU. Ama 10. dakikada eşitliği sağladı Wolves. Ligin gol kralı Berbatov bu maçta suskundu. Ve daha ilk yarı bitmeden 40. dakikada İrlandalı Kevin Doyle'ın golüyle Wolves maçın skorunu eline almıştı. Sir'ün maçı kazanmak için yaptığı değişiklikler ise ilginç. Carrick yerine Scholes, Evans yerine Smalling ve Berbatov yerine Hernandez girmişti ama fayda etmedi. Böylece ManU ligde ki 25 maç sonunda ilk mağlubiyeti Wolves'dan aldı.

Manchester City- WBA; bu maçın hikayesi ise çok özel ve özel bir adamın özel bir günü. Tabi ki bahsettiğimiz adam bu maçın yıldızı Carlos Tevez. City'nin takım kaptanı ve takımın o kadar forveti arasında gol yükünü çeken adam Carlos Tevez. Dün yine WBA'i tek başına yendi. Tevez 3-0 WBA diyebilirz. Ama bu performansın asıl önemli olan noktası şu; 5 Şubat cumartesi Carlos Tevez'in 27. yaş günüydü. Doğum günü performansı ancak böyle olabilirdi herhalde. Tevez bu sezon 18. Premier Lig maçında 20. golünü attı, harika bir istatistik. Doğum günü çocuğu tartışılanabilir bir futbolcu. Özellikle ManU'dan giderken Sir Alex'le tartışmasından sonra biraz bende antipatik görünmeye başladı ve Arjantin milli takımı forması altında da bence çok fazla şey yapmaya çalışıyor. Ancak tüm bunları bırakalım, City'e gösterdiği performansla ayakta alkışlarım.

Everton - Blackpool; Maç çok fazla gollüydü. 5-3 biten maçın yıldızı ve tek hikayesi kesinlikle 4 gol atan Louis Saha. 32 yaşında gelen Saha ManU'dan Everton'a gelirken kariyerinin epeyce düşüşte olduğu söyleniyordu ve öyleydi de. Ve Everton gibi bir takımda önünde bir çok genç ve yetenekli hücum oyuncusu varken o 11 çıkmaya başladı bu aralar. Ve bununda hediyesini bu hafta sonu takımına 4 gol olarak geri verdi.

N.United - Arsenal; ve işte cumartesi gününün maçına geldi sıra. Son yıllarda izlediğimiz en güzel maçlardan biriydi. Marsilya-Lyon maçını aratmaz ve hatta belki de daha güzel. Maçın 3 dakikası Arsenal 2-0 öne geçti. Twitter'dan ilk gol twitleri gelmiş ve bende daha yeni maçı açmışken baktım 2-0 olmuş. Yine bilindik Arsenal'ın o inanılmaz bir hücum futbolu ve dinamikliği maçın başında çok etkiliydi. Ve 10. dakikada Van Persie'nin golüyle 3-0 oldu maç ve herkes bitti dedi. 26'da gelen Van Persie golüyle ise Newcastle taraftarı bile maçı bitirdi. Carroll sonrası N.United'ın forvet hattını çokta kaliteli olmadığı görülüyor aslında. Yılların Newcastle forveti Ameobi en önemli silah olacaktı belki de yine. Ama bu maçta oynamadı Ameobi. Onun yeine 11'de Leon Best çıktı ve bir de gol attı. Forvetsizlikten oyuna 91 doğumlu Nile Ranger girdi 73. dakikada. Diaby'nin 50. dakikada yediği kırmızı kart geri dönüşün başlangıcı oldu. Kırmızı karttan tam 18 dakika sonra Joey Barton ilk başkaldırıyı yaptı Arsenal'ın gençlerine. Daha sonra maç ısınmaya başladı Arsenal kalecisi ve Kevin Nolan sarı kart gördü. Dakika 75. Leon Best'le durum 4-2 oldu. 83'da gelen yine bir Joey Barton golü ve 87'de gelen Tiote golü ise geri dönüşün tamamlandığını bize haber etti. Ve Tiote o golle ilgili olarak: " Kariyerimin en mükemmel anıydı." diyor. Arsenal'ın yeni starı Jack Wilshere ise twitterdan hakeme öfke kustu. Arsenal ise Diaby'i günah keçisi ilan edebilir ama inanılmaz bir
 maçtı gerçekten.


Chelsea-Liverpool; Chelsea kendi sahasında Kenny Dalglish'le biraz olsun kıpırdanan Liverpool'u ağırladı ve de 1-0 mağlup oldu. Eğer bu maç Anfield Road'da olsaydı Torres'e gelecek tepkileri çok merak ediyordum. Chelsea bilindik düzeniyle çıktı maça. 4-3-3'e yakın bir sistem. Liverpool ise son dönemlerde Dalglish'in kullandığı 5li defansla çıktı sahaya. Carroll kadroda yoktu bu maçta, Suarez ise oyuna girmedi. Ama Liverpool son dönemlerin formda oyuncusu Raul Meireles'in golüyle 1-0 kazandı.

Bir de transfer sezonunun Almanya ligiyle birlikte en hareketli ligi olan Premier Lig'de yeni transferler ne yaptı ona bakalım;

Robbie Keana; West Ham'a kiralanan Keane Birmingham karşısında ilk 11'de sahaya çıktı. Ancak gol atamayan Keane mağlubiyete de engel olamadı.
Nikola Zigiç ve David Bentley; West Ham karşısında Birmingham'a maçı kazandıran Zigiç'ti. Tabi o yeni bir transfer değil ama bu maç için altını çizmek gerekirdi. Ama benim en beğendiğim futbolculardan olan Bentley ise Birmingham'la ilk maçında güzel bir gol atmıştı. Ve yine 11 deydi bu maçta.

Robert Hunt ve John Carew; Stoke City ise yenileriyle maçı kazandı. John Carew çok yetenekli bir futbolcu ve Stoke City'de dahada büyüyecek. Hunt ise bu maçta 2 gol attı. Onun hücum hattında başarılı bir defans oyuncusu olduğunu biliyoruz. Chelsea döneminde Mourinho onu son dakikalarda pivot santrafor olarak kullanurdı.

Sunderland'de ise Sessegnon ve Muntari 11'de sahaya çıktı. Sunderland Stoke City'e 3-2 boyun eğdi.
Aston Villa'da ise Bent 11'de başlasada Fulham maçına gol atamadı. Ve takımı 2-2 berabere kaldı.
James Beattie; onun için usta golcü diyebiliriz herhalde. Blackpool'la Premier Lig'de geri döndü. Ancak Everton karşısında gol atamadı.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Sir Alex ve Gerçek Lider

Sir Alex Ferguson yine yapacağını yapıyor. ManU ile 25 yılına giriyor Sir. Ama 25 yılda sayısız kupa kazanmasına rağmen hala aç, hala zehir gibi. 24 maç oynadı bu sezon Premier Lig'de United ve hala yenilgi yüzü görmedi. 15 galibiyet ve 9 beraberliği var. 54 gol atıp, 22 gol yediler ve ligde en yakın rakibine 5 puan fark etmiş durumda. Yine Sir'den yine onun yapabileceği bir şey bu. Avrupa'da şuana kadar ki tek namağlup takım. Yıllar içinde Ronaldo, Beckham, Cantona ve daha bir çok isim gitti bu takımdan ama en önemlisi Sir Alex gitmedi.

Şuanda ManU ligde en çok gol atan takım. 54 golle.
Ligde en az gol yiyen 3. takım. Önünde 21 golle Chelsea ve 20 golle City var. ManU 22 gol yedi.
Ligde 24 maçta 2.25 gol ortalamasıyla bu alanda da birinci.
Kendi evinde 13 maçta 12 galibiyet ve 1 mağlubiyetle iç saha galibiyetlerinde de lider.
Deplasmanda 3 galibiyet ve 8 beraberlikle bu alanda dördüncü.
Şu ana kadar 36 sarı ve 1 kırmızı kart gördüler.
Ligde şu ana kadar seyirci ortalaması en yüksek takım. 74983 ortalama seyirciyle oynuyorlar.

Ligin ve takımın en golcü oyuncusu 19 golle Dimitar Berbatov, takımda en çok gol atan diğer oyuncu ise 7 golle Hernandez. Ligde en çok asist yapan adamda ManU'dan. 12 asistle Nani bu alanda lider, onu 10 asistle Brunt ve Rooney izliyor.

Sir Alex Ferguson'un ManU'su ligde her alanda en önlerde. İşte gerçek bir kazanan takım, gerçek bir lider takım.

12 Aralık 2010 Pazar

'EL' LER #6 İngiltere


'EL' ler serisinde sıra Premier Lig'e geldi. İngilizler'in özellikle son dönemde ki kaleci sıkıntısı bu yazıda ortaya çıkacak.
Son dünya kupasında İngiltere'nin kaleci kurbanı olduğu ya da başarısızlıkta kalecilerinin payı olduğu bir gerçek. Paul Robinson bir hata yaptı ipi çekildi, Green de öyle, David James artık yaş kemal'e erdi. Kale artık Joe Hart'a ait gözüküyor öyle de olmalı, en azından kalede devamlılık için. Hart genç ve iyi bir kaleci, İngiltere'nin kaleci sorununa uzun dönemde ilaç olabilir. Gordan Banks, Ray Clemence, Shilton ne kadar eleştirilse de David Seaman İngiltere kalesini çok uzun yıllar korudular. Almanya, İspanya, Fransa gibi takımlarda bir çok kaleci önünde daha iyisi olduğu için harcanırken onlar daha iyisi olmadığı için çok uzun süreler kaleyi korudular. Tabi ki hepsi birer efsane bu kalecilerin özellikle Clemence ve Shilton'ın yeri apayrı.
Şimdi lafı uzatmayalı, İngiltere de ki takımların kalecilerine bir göz atalım, yine her zaman ki gibi as kaleciler kırmızı, gelecek vaat edenler mavi;


Arsenal; Manuel Almunia ( İspanya, 33 ), Lukas Fabianski ( Polonya, 25).

Manchester United; Edwin Van Der Sar ( Hollanda, 40), Tomas Kuzschak ( Polonya, 28), Ben Amos (20 ).

Chelsea; Peter Cech ( Çek Cumhuriyeti, 28), Ross Turnbull ( 25), Hilario ( Portekiz, 35).

Manchester City; Joe Hart ( 23), Shay Given ( İrlanda Cumhuriyeti, 34), Stuart Taylor (30). Shay Given için çok fazla şey söylemek lazım ama şimdilik sadece şunu söyleyelim; geçen sene Hart ondan haklı olarak aldı formayı şimdi oda gidip başka bir formayı almalı.

Tottenham Hotspur;  Gomes ( Brezilya, 29), Carlo Cudicini ( İtalya, 37), Stipe Pletikosa ( Hırvat, 31).

Bolton Wanderers; Jussi Jaaskelainen ( Finlandiya, 35), Adam Bogdan ( Macaristan, 23).

Sunderland; Craig Gordon ( İskoçya, 27), Simon Mignolet ( Belçika, 22), Trever Carson ( Kuzey İrlanda, 22 ). Premier Lig'de kaleciler çok önemli bir yer tutuyor. Öyle ki Sunderland 2007 yılında Craig Gordon'u Hearts'dan 13.5 milyon € ya almıştı.

Liverpool; Pepe Reina ( İspanya, 28), Brad Jones ( Avustralya, 28).

WBA; Scott Carson ( 25), Boaz Myhill ( Galler, 28), Dean Kiely ( İrlanda Cum., 40).

Stoke City; Asmir Begoviç ( Bosna Hersek, 23), Carlo Nash ( 37), Thomas Sorensen ( Danimarka, 34). 


Newcastle United; Stephen Harper ( 35), Tim Krul ( Hollanda, 22), 

Blackpool; Matthew Gilks ( 28), Mark Halstead (20), Paul Rachubka ( 29), Richard Kingston ( Gana, 32).


Blackburn Rovers; Paul Robinson (31), Mark Bunn ( 26).


Aston Villa; Brad Friedel ( ABD, 39), Brad Guzan ( ABD, 26), Andy Marshall ( 35).


Everton; Tim Howard ( ABD, 31), Jan Mucha ( Slovakya, 28), İain Turner ( İskoçya, 26).


Birmingham City; Ben Foster ( 27), Colin Doyle ( İrlanda Cumhuriyeti, 25), Maik Taylor ( Kuzey İrlanda, 39).


Fulham; Mark Schwarzer ( Avustralya, 38), Pascal Zuberbühler ( İsviçre, 39), David Stockdale (25).


Wigan Athletic; Mike Pollit (38), Ali Al Habsi ( Oman, 28).


Wolverhampton Wanderers; Marcus Hahnemann ( ABD, 38), Wayne Hennessey ( Galler, 23).


West Ham United; Robert Green (30), Marek Stech ( Çek Cumhuriyeti, 20), Ruud Boffin ( Belçika, 23).


İşte Premier Lig'de durum böyle. 20 takımlı ligde sadece 7 takımın as kalecileri İngiliz. Kalesini sadece İngilizlere emanet eden sadece 2 takım var. ( Blackpool ve Blackburn Rovers).



Kalecilerin ülkeleri ise birleşmiş milletler gibi. Her telden var; 




2 Polonya
2 İspanya
2 Hollanda
1 Portekiz
2 Çek
3 İrlanda Cum.
1 Hırvat
1 İtalya
1 Brezilya
2 İskoç
2 Belçika
2 K. İrlanda
1 Fin 
1 Macar
2 Avustralya
2 Galler
1 Bosna
1 Danimarka
4 ABD
1 Slovak
1 İsviçre
1 Oman
1 Fildişi Sahili
1 Gana


Durum bu İngiltere'nin kaleci konusunda tek umudu Joe Hart. Onun yerini alabilecek pek kimse gözükmüyor.