Şampiyonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2011 Salı

2002 Brezilya Ligi Şampiyonu Santos


Ayaktakiler: Peter Santilli, Alex, Preto, Pereira, Fabio Costa, Renato, Maurinho, Rafael, Andre Luis, Paulo Almeida
Oturanlar: Alexandre, Douglas, Diego, Michel, Robert, William, Leo, Robinho ve Elano

2002 yılında Brezilya şampiyonu olan Santos'tan bir çok yıldız çıktı ve bunları yurtdışına sattılar. İçlerinden hepsinin adı Türk takımları ile geçti ancak birisinin yolu düştü buraya. Elano Galatasaray'da 1,5 sezonda hiç bir zaman beğenilmeyip gönderilmişti ne yazık ki. Renato, Robinho ve Diego'da uzun zamandır Türkiye'nin büyük kulüpleriyle adı anıldı. Robinho Milan'da yoluna devam ederken, Renato ülkesine döndü, Diego ise yine gelmeyecek gibi buralara.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Yeni Nesil Teknik Direktörler 2 ; Michel Preud'homme


Futbolun zaman içinde değiştirdikleri en önemli unsurlara göz atıyordum. Ve teknik direktörler bu değişimin en önemli paydası. Bunu incelemeye başlamıştı. İlk olarak seride Jurgenn Klopp'un araştırıp Dortmund'a getirdiklerini yazmıştım. Şimdi yeni nesil teknik direktörlerde sıra efsane kaleci Michel Preud'homme'da.

1959 doğumlu Preud'homme şu anda 52 yaşında. Onun ilk önce futbolculuk kariyerini ele alalım, tabi bu kariyer 100 wattlık bir ampul kadar parlak.

Belçika tarihinin gelmiş geçmiş en büyük kalecilerinden, hatta ve hatta dünyada ilk 20'ye bile girebilir. Profesyonel kariyerine 1977 yılında 18 yaşındayken Standart Liege'da başladı. Kariyerine başladığı takımda aralıksız 9 yıl oynadı ve 240 maça çıktı. Standart Liege ile geçirdiği bu 9 yılda 2 lig şampiyonluğu, 1 Belçika kupası ve 2 Belçika süper kupası kazandı.

1986 yılına geldiğinde Preud'homme için Liege'den ayrılma vakti gelmişti ama ülke yine aynı Belçika'ydı, takım ise Mechelen. 27 yaşında geldiği Mechelen'de 8 yılda 263 maça çıktı. Mechelen 4. ve son lig şampiyonuluğunda kaleyi o koruyordu. Mechelen'de 1 lig, 1 Belçika kupası, 1 kupa galipleri kupası ve 1 Avrupa Süper kupası kazandı.

Ve 1994 yılında yine bir yol ayrılığı ve bu sefer ülke dışına çıkıyordu Preud'homme. Yol Portekiz, takım Benfica'ydı. Yaş 35'di ama iş daha hiç ama hiç bitmemişti. 35 yaşında geldiği Portekiz'de 5 yıl kaldı ve 146 maça çıktı. Son sezonu hariç Benfica'da ki hep 30 üstü maça çıktı. Hatta ilk 3 sene 40'ın üstünde maça çıktı Preud'homme. Ve forma giydiği bütün sezonların toplamında Benfica'da 199 maçta 183 gol yedi ve bu bir kaleci için harika bir istatistik. Ancak Benfica'da ki kariyerinde sadece 1 Portekiz kupası kazanabildi. 99 yılında Benfica'da futbolu bıraktı.
Kariyeri boyunca bireysel olarak bir çok ödül aldı. 2 kere Belçika altın ayakkabısı, 5 kere Belçika yılın kalecisi, 1994 yılında dünyanın en iyi kalecisi ödülü, yine 94'de UEFA yılın kalecisi ve Yashin ödülüne layık görüldü.


Vee sıra teknik direktörlük kariyerine geldi. İlk 2001-2002 yılında Liege'de göreve geldi Preud'homme. Futbolu bıraktıktan 2 sene sonra 42 yaşında teknik direktörlük koltuğuna oturdu. İlk deneyiminde Liege ligde 57 puanla 5. oldu. 15 galibiyet, 12 beraberlik ve 7 mağlubiyet aldılar. Averajları ise 19'du. Ama bunlar onu takımda tutamadı ve takımdan ayrıldı.

Ama Liege'e dönüşü muhteşem olmuştu. 2006 yılında tekrar 2. deneyim olarak Liege'in başına geçti. Yine geldiği ilk sezon beklenen şampiyonluk gelmemişti. Takım ligi Anderlecht ve Genk'in ardından 3. tamamladı. Ancak 2. sezon takım en Preud'homme'un kaleyi koruduğu 82-83 sezonundan sonra, tam 25 yıl aradan sonra yeniden şampiyon olmuştu. En yakın rakibi Anderlecht'e 7 puan fark atmışlardı. Ligde sadece 1 mağlubiyet alarak harika bir sezonu geride bırakıyorlardı. Sadece deplasmanda Charleroi'den sürpriz bir yenilgi almışlardı. Preud'homme Liege tarihinde ki yerini daha da unutulmaz yapmıştı. Ama şampiyon yaptığı sezonun ardından hemen takımdan ayrıldı ve Gent'in başına geçti.

Ama onun Liege'ine biraz değinmek lazım. Gerçekten çok iyi top oynuyorlardı. Herkes hayranlıkla izliyordu onları. Yeni nesil hocalar gibi oda total futbolu ve hücum futbolunu benimsemişti. Ve takımıda buna çok uygundu. Geldiği ilk sezon takımın omurgasını oluşturmuştu. Total futbolun gerektirdiklerini yapacak bütün oyuncuları toplamıştı belki de ve alt yapıdan sağlamıştı bunların bazılarını. O sene Axel Witsel ve Fellaini A takıma çıktılar, şimdi ki takımın kaptanı Defour Genk'den transfer edildi. Geçen sene Liverpool'a transfer olan Sırp Jovanoviç'de bu sene gelenler arasındaydı. Defansın bel kemiğini oluşturan isim ise Onyewu'ydu.. Fellaini'yi 18'inde A takıma monte etti. 2 sezon üst üste 30 maç oynadı ve şampiyonluk sonrası Everton'a transfer oldu. Witsel ise ilk sezon 16, şampiyonluk sezonu ise 33 maçla takımın değişmezi olmuştu. Şampiyonluk sezonu ise ileri hattın bitirici Mbokani takıma katıldı.

Şampiyonluk senesi inanılmaz top hakimiyeti olan ve genç, dinamik bir takım yarattı Preud'homme.

Takımın kalecisi Renard'dı, o takım için zayıf bir kaleciydi. Savunmada ise Milan'ın, Galatasaray'ın beğenmediği Mohamed Sarr(24) ve Onyewu(25) sapasağlam bir ikiliydi. Orta sahada ise inanılmaz bir 3'lü vardı. Şimdinin Barcelona'sının ve Real Madrid'inde banko oynayacak bir üçlü. Axel Witsel (18), Fellaini(19) ve Defour(18) total futbolun incelikleri paslarını yapabilecek kapasitede 2 orta saha oyuncusu. İleride ise şampiyonluk senesinde 16 golle en çok gol atan ve geçen sene Liverpool'a transfer olan Sırp Jovanoviç(26), bu devre arası Wolfsburg'a geçen ve o sene 15 golle Jovanoviç'i izleyen, hemen geldiği sezon şampiyonlukta payı olan Kongolu Mbokani(21), takımın deneyimli yıldızları İgor De Camargo(24) ve hepimizin yakından tanıdığı Ali Lukunku takımın iskeletiydi. Preud'homme böyle genç ve dinamik bir takımla total oyun oynayarak o sene 61 gol atıp, 19 gol yedi sadece. Preud'homme tamamen kendisinin oluşturduğu bu takımdan herkesin yıldızı parladı. Kimileri gitti, kimileri ise hala sıra bekliyor. Ama Preud'homme tüm bunları yaptıktan sonra takımı başkasına miras bıraktı ve ertesi sene yine Liege şampiyon olurken o Gent'in başına geçmişti.

Gent'e gittiği sezon yine bir şeylerin peşindeydi Preud'homme. İlk senesinde ligi 5. tamamladı takımı. 67 gol atıp, 42 gol yediler ve 9 mağlubiyet aldılar. Takımda günümüzün gol makinalarından biri Bryan Ruiz vardı. Preud'homme görevde olduğu sürece takıma sadece 1 tane 30 yaş üstü futbolcu aldı. Aldığı futbolcuların %90 ından fazlası 25 yaş altı. Gent'de ki 2 sezonunda ise başarı geldi. Belçika kupasını kazanmalarının yanında, Ligi 3. tamamladılar. 49 gol atıp, 30 gol yediler ve 7 beraberlik, 7 mağlubiyet ve 14 galibiyet aldılar.  Preud'homme için buradanda ayrılık vakti gelmişti. Ama yine Gent'e bir miras ve bir başarı bırakmıştı. Burada da yapacağını yapmış ve onun için daha iyi bir teklifte gelmişti. Steve Mclaren sonrası Twente'nin yeni teknik direktörü olmuştu.

Twente'de ki takımı için adımları buradan atmış aslında Preud'homme. Şu anda ki Twente'nin en büyük yıldızını Gent' deki son sezonunda 5 milyon €'ya Twente'ye göndermişti. Yine Twente'de bu sezon 11'e girerek katkı yapan Roberto Rosales'de onla birlikte Gent'ten Twente'ye geldi. Preud'homme total futbol oyunun teknik direktör olarak temsilcilerinden biri olarak tam yerine, tam ülkesine, tam takımına gelmişti. Tabi ki işi zor. Geçen sene ilk kez şampiyon olmuş bir takımın başına geçti. Sonuç ne olursa olsun şampiyonluk hariç başarısız gibi gözükecek. Ama o sene başı Cruyff kupasını alarak ilk başarıyı sağladı. Ancak o Twente

Twente'nin başında çıktığı 24 lig maçında 14 galibiyet, 3 mağlubiyet ve 6 beraberlik aldı. 47 gol atıp, 25 gol yediler. Ligde 51 puanla PSV'nin 2 puan ardından geliyorlar.

Liege ile %58 lik bir galibiyet yüzdesi yakaladı. 89 maçta 52 galibiyet, 21 beraberlik ve 16 mağlubiyet aldı.
Gent ile 46 galibiyet, 20 beraberlik ve 23 mağlubiyet yine %50 yi geçen bir oran yakaladı.

Doğum tarihi: 24 Ocak 1959
Uyruk: Belçika
Kariyeri: R. Standard de Liège, KV Mechelen, SL Benfica
Koçluk kariyeri: R. Standard de Liège (iki kez), KAA Gent, FC Twente
• Kazanılan iki lig şampiyonluğu ve 1982 UEFA Kupa Galipleri Kupası Standart ile FC Barcelona'ya karşı finalde kaybetti. 
1994 yılında Benfica için İmza attı ve o yıl FIFA Dünya Kupası finallerine de sivrildi. ikinci yıl  IFFHS iyi kaleci ödülü ve UEFA yılın kalecisi ödülü kazandı. 1999 yılında emekli oldu. Belçika için 58 maça çıktı..
 Standart baş antrenör atandı. 2002 yılında kulübün teknik direktörü oldu ve Belçika Futbol Federasyonu teknik komitesi başkanı oldu.
• 2006 yılında Standart teknik direktörü oldu.  Kulüp 2008 yılında 25 yıl içinde ilk lig şampiyonluğunu getirdi.
• Beklenmedik şekilde yeni sözleşmeyi kabul etmedi ve sonra Gent'e gitti.. Başarı Gent'te de geldi. 2010 Belçika Kupası'nı kazanan ve Şampiyonlar Ligi ön eleme turuna katıldı. Twente'nin Hollanda şampiyonun başına Steve McClaren yerine geçmeyi tercih etti.

Futbolcuyken kazandıkları

Standard Liège
  • Belçika Ligi: 1981–82, 1982–83
  • Belçika Cup: 1981–82
  • Belçika Süper Kupası: 1981, 1983
Mechelen
  • Belçika Ligi: 1988–89
  • Belçika Kupası: 1986–87
  • Kupa Galipleri Kupası: 1987–88
  • Avrupa Süper Kupası: 1987–88
Benfica
  • Portekiz Kupası: 1995–96

Bireysel Ödülleri

  • Belçika Altın Ayakkabısı; 1989
  • Belçika Yılın Kalecisi: 1988, 1989, 1990, 1991, 1994
  • IFFHS : 1994
  • UEFA Yılın Kalecisi: 1994
  • Yashin: 1994

[edit]Teknik Direktör Olarak

Standard Liège
  • Belçika Ligi(1): 2007–08
KAA Gent
  • Belçika Kupası(1): 2009–10
Twente
  • Johan Cruijff Kupası(1): 2010

 

24 Şubat 2011 Perşembe

2003-2004 Şampiyonlar Ligi Finali : Monaco 0 - 3 Porto


2004 senesi 2 ülke, 2 takımda ve bir çok futbolcuda özel bir senedir. Portekiz ve Fransa'nın 2 kulübü, Monaco ve Porto, teknik direktörler Deschamps ve Mourinho,. Monaco'da takımın yıldızı Moritentes ve onun etrafında Giuly, Rothen ve yakından tanıdığımız Nonda ve Eduard Cisse. Porto'da takımın yıldızı Deco ve yardımcıları Derlei, Carlos Alberto.

2003-2004 senesi Şampiyonlar ligi finali. Oraya gelirken Monaco ilk turda gurubunu 1. tamamladı bir mağlubiyetle, Porto ise Real'in ardından 1 mağlubiyetle 2. oldu.  Sonra ki turda Porto ManU'yu 2-1 ve 1-1 sonuçlarıyla eledi. Monaco ise 2-1 deplasmanda yenildiği maçın ardından kendi evinde Lokomotiv Moskova'yı 1-0 yenerek tur atladı. Sonra ki turda ise Monaco'nun işi zordu. Real Madrid'le eşleşmişlerdi. Zidane'lı, Ronaldo'lu Real Madrid'le. İşleri zordu ve bunu ilk maçta görmüşlerdi. Santiago Bernabeu'da Real Monaco'yu Helguera, Zidane, Figo ve Ronaldo'nun golleriyle 4-2 yenmişti. Ama Monaco'nun umudu attığı o 2 goldü ve buda onlara kendi evlerinde turu getirdi. Giuly'nin 2 ve Morientes'in bir golüyle 3-1 yendiler ve turu atladılar. Porto ise Lyon'la eşleşti ve 2-2, 2-0 lık skorlarla turu geçen taraftı.

Yarı finalde Porto yine o senenin özel takımlarından biri Deportivo'yla eşleşti. Calderon, Pandiani ve Fran'ın önderliğinde ve onların üst düzey formuyla tarihlerinin en büyük başarılarından birini kovalıyordu Deportivo La Coruna. Ama Porto kendi evinde 0-0 berabere kalmasına rağmen gidip İspanya'da 1-0 galip gelerek finale çıkan taraf oldu.
Monaco ise yine güçlü bir rakiple, Chelsea'yle eşleşti. İlk maçı Monaco kendi evinde 3-1 kazandı ve ciddi bir avantaj ele geçirdi. Chelsea attığı bir golü umuduyla Londra'ya geri döndü. Ancak o bir gol tam işlerine yarayacakken ilk yarıda durumu 2-0 a getirmişken 45+1'de finalde karşılaşacakları Porto'dan kiraladıkları Hugo İbarra sahneye çıktı ve Chelsea'yi soyunma odasına moralsiz gönderdi. Sonrasında 60. dakikada Morientes'in golü geldi ve umutlar tükendi Chelsea için...

Finalin adı belli olmuştu; MONACO - PORTO

Finalin adresi Schalke'nin stadı Arena AufSchalke'ydi, maçın hakemi Danimarka'dan Kim Milton Nielsen'dı. Stat tam 52 bin kişilikti ve finalde tam doluydu.  Final herkes için özeldi. Giuly ve Deco'nun yolu Barcelona'ya düşmüştü. Adebayor'un ismi ilk orada duyulmuştu. Deschamps ilk büyük başarısını yakalamış, ileride belkide Sir Mourinho olacak olan Jose Mourinho tercümanlık ve yardımcılıktan sonra teknik direktör olarak ilk Şampiyonlar Ligini kazanmıştı. Porto maçı turnuvanın ve o günün adamı olan Deco'nun bir golü, daha sonra büyük yeteneklerine rağmen düşüş yaşayan Carlos Alberto'nun bir golü ve Dmitri Alenichev'in bir golüyle 3-0 lık net bir skorla kazanmışlardı. Ve o sene Real'den Monaco'ya kiralık gelen Morientes kendini tekrar ispatlamıştı. Aslında maçta Monaco %56 oranla topla oynayan taraftı ancak Mou'nun takımın sonuçta topun onlarda olup olmaması sorun değildi. Turnuva'nın gol kralı 9 golle Morientes olmuştu ve onun hemen arkasında yine Monaco'dan Prso vardı.
AS MONACO:




 Flavio Roma


 Hugo Ibarra


 Julien Rodriguez


 Gaël Givet
Substituted off in the 72nd minute 72'


 Patrice Evra


 Édouard Cissé
Substituted off in the 64th minute 64'


 Lucas Bernardi


 Akis Zikos


 Ludovic Giuly (c)
Substituted off in the 23rd minute 23'


 Jérôme Rothen


 Fernando Morientes
Yedekler


 Tony Sylva


 Sébastien Squillaci
Substituted on in the 72nd minute 72'


 Jaroslav Plašil


 Hassan El Fakiri


 Dado Pršo
Substituted on in the 23rd minute 23'


 Shabani Nonda
Substituted on in the 64th minute 64'


 Emmanuel Adebayor
Teknik Direktör
 Didier Deschamps
AS Monaco vs Porto 2004-05-26.svg
PORTO:




 Vítor Baía 


 Paulo Ferreira


 Jorge Costa (c)Booked in the 77th minute 77'


 Ricardo Carvalho


 Nuno ValenteBooked in the 29th minute 29'


 Costinha


 Pedro Mendes


 Maniche


 Deco
Substituted off in the 85th minute 85'


 Derlei
Substituted off in the 78th minute 78'


 Carlos AlbertoBooked in the 40th minute 40'Substituted off in the 60th minute 60'
Yedekler


 Nuno


 Ricardo Costa


 José Bosingwa


 Pedro Emanuel
Substituted on in the 85th minute 85'


 Dmitri Alenichev
Substituted on in the 60th minute 60'


 Edgaras Jankauskas


 Benni McCarthy
Substituted on in the 78th minute 78'
Teknik Direktör
 José Mourinho

12 Şubat 2011 Cumartesi

Nicknames : Mr. Champion #7


Sıra geldi  bizim ülkemizin şampiyonlarına. Büyük ihtimalle az çok tahmin edebiliyorsunuz kimle olacağını ya da hangi takımdan olacağını. Mr. Champion'lar Galatatasay'dan. 1990-2000 arası müthiş Galatasaray'ın ve devamında gelen birkaç şampiyonlukta bulunan efsaneler bunlar.


Suat Kaya; 1987, 1993, 1994, 1997, 1998, 1999, 2000, 2002 yıllarında Galatasaray'la şampiyonluk yaşadı. Zaten efsaneydi böyle bir rekorla bir kat daha efsane oldu. ( Suat Kaya 87 şampiyonluğunda forma şansı bulamadı.)

Bülent Korkmaz; büyük kaptanalrımızdan oda. Galatasaray en büyük başarılarını kazanırken o kaptandı.  1988, 1993, 1994, 1997, 1998, 1999, 2000, 2002 şampiyonluklarında kadrodaydı.

Hakan Şükür; böyle de bir listede Hakan Şükür olmasa ayıp olur. Türkiye'nin rekorlar adamı. 1993, 1994, 1997, 1998, 1999, 2000, 2006, 2008 senelerinde şampiyon olan takımların bir parçasıydı. Arada ki maceraları olmasa bu ünvanı tek başında alabilirdi.

10 Şubat 2011 Perşembe

Nicknames : Mr. Champion #6


Şöyle bir arşive baktımda Bundesliga'nın Mr. Champion'unu yazmamışız. Almanya'da en çok kim şampiyon olmuş desek bir çok isim söylenir herhalde. Matthaus, Beckenbauer, Rummennige vs. vs.

Ama bu ünvanı alan adam Almanya tarihinin Sepp Maier sonrası gelen en iyi kalecisi Oliver Kahn. Futbolcu 38'inde bırakan yıldız kaleci tam 8 Bundesliga şampiyonluğu yaşadı ve hepsi Bayern'le. 6 lig ve birde Şampiyonlar Ligi kupası var Kahn'ın.

O Almanya'nın Mr.Champion'u.

3 Şubat 2011 Perşembe

21 Yıl Sonra Copa Del Rey'de El Clasico


Bu sene La Liga'da tam bir Real Madrid-Barcelona fırtınası var. Her ne kadar son haftalarda artık yarışı Barça bir adım önde götürüyor olsa da Real Madrid her zaman yarışın içinde.
Bu sene oynanan ilk El Clasico'yu Barcelona ezici bir şekilde kazanmıştı. 2. El Clasico merakla beklenirken Barça İspanya Kral Kupasında Almeria'yı, Real Madrid ise Sevilla'yı eleyerek bize 3. El Clasico'nun davetiyesini bize verdi.

21 yıl aradan sonra Copa Del Rey'de bu İspanya'nın 2 büyük takımı birbirleriyle karşılaşacak. Bu iki takım en son 21 yıl önce 1990 yılında Valencia'da Mestella stadında oynanmıştı. 90 dakikayı Barcelona 2-0 kazanmış ve mutlu sona ulaşmıştı.
Daha önce ki randevularına da bakalım;

1983 Zaragoza'da La Romareda stadında karşılaştı 2 dev. Ve yine kazanan 2-1'lik skorla Barcelona. ( Tabi ki takımın yıldızı Diego Armando Maradona.)
1974 yılında yine karşılaştılar. Bu sefer yer Madrid'in evi Santiago Bernabeu. Kendi evinde kazanan Real Madrid 4-0.
1968'de yer yine Santiago Bernabeu ancak bu sefer kazanan 1-0'lık skorla Barcelona.
1936'da yer Valencia Mestella stadı. Kazanan 2-1'le Real Madrid.

Bakalım bu sefer ki Copa Del Rey finalinde ki El Clasico'da gülen kim olacak ?

2 Şubat 2011 Çarşamba

Sir Alex ve Gerçek Lider

Sir Alex Ferguson yine yapacağını yapıyor. ManU ile 25 yılına giriyor Sir. Ama 25 yılda sayısız kupa kazanmasına rağmen hala aç, hala zehir gibi. 24 maç oynadı bu sezon Premier Lig'de United ve hala yenilgi yüzü görmedi. 15 galibiyet ve 9 beraberliği var. 54 gol atıp, 22 gol yediler ve ligde en yakın rakibine 5 puan fark etmiş durumda. Yine Sir'den yine onun yapabileceği bir şey bu. Avrupa'da şuana kadar ki tek namağlup takım. Yıllar içinde Ronaldo, Beckham, Cantona ve daha bir çok isim gitti bu takımdan ama en önemlisi Sir Alex gitmedi.

Şuanda ManU ligde en çok gol atan takım. 54 golle.
Ligde en az gol yiyen 3. takım. Önünde 21 golle Chelsea ve 20 golle City var. ManU 22 gol yedi.
Ligde 24 maçta 2.25 gol ortalamasıyla bu alanda da birinci.
Kendi evinde 13 maçta 12 galibiyet ve 1 mağlubiyetle iç saha galibiyetlerinde de lider.
Deplasmanda 3 galibiyet ve 8 beraberlikle bu alanda dördüncü.
Şu ana kadar 36 sarı ve 1 kırmızı kart gördüler.
Ligde şu ana kadar seyirci ortalaması en yüksek takım. 74983 ortalama seyirciyle oynuyorlar.

Ligin ve takımın en golcü oyuncusu 19 golle Dimitar Berbatov, takımda en çok gol atan diğer oyuncu ise 7 golle Hernandez. Ligde en çok asist yapan adamda ManU'dan. 12 asistle Nani bu alanda lider, onu 10 asistle Brunt ve Rooney izliyor.

Sir Alex Ferguson'un ManU'su ligde her alanda en önlerde. İşte gerçek bir kazanan takım, gerçek bir lider takım.

1991-92 Barcelona


91-92 Sezonunu Barcelonası şimdi ki Barcelona kadar  vardı. Süper starların toplandığı bir takımdı. Laundrup, Zubizaretta, Stoichov, Bakero, Koeman, Guardiola ve herşeyden öte bu takımın başında ki isim, bu takımın kurucusu Johan Cruyff'la birlikte dönem için, o güne o kadar olan en iyi takımdı, ' Dream Team 'i kurmuşlardı.
O sene İspanya Liginde şampiyon oldular, 91-92 yılının Avrupa Kupasında Sampdoria'yı yenerek müzeye götürdüler.

Zubizarreta; Barcelona tarihinin en iyi, İspanya tarihinin de en iyi kalecilerinden birisi.

Ronald Koeman; O sene Barcelona'ya Avrupa Kupasını getiren golü atmıştı. Hollanda futbolunun en iyi savunmacılarından biri. Defansif bir oyuncu olmasına rağmen üstün şut tekniğiyle tarihe adını yazdırdı.

Josep Guardiola; şimdi ki rüya takımın teknik direktörü. Dönemin rüya takımının ise bütünlüğünü sağlayan temel parça.


Michael Laundrup; o Barcelona'nın maestrosuydu. Takımın 10 numarası ve beyniydi.

Hristo Stoichkov; takımın ileri ucunda ki en etkili isimdi, tabi Romario'ya gelene kadar. Romario geldikten sonra ise daha etkili oldular.





Üst sıra; Cristobal, Angoy, Alexanco, Witschge, Zubizarreta, Laundrup, Salinas, Nando, Urbano, Busquets ve Nadal.

Orta sıra; Koeman, Cruyff, Guardiola, Corbella,


Son sıra; Bakero, Amor, Ferres, Pinilla, Rouro, Goicoechea, Serna.
 
 Hepsi birer efsane, hepsinin futbolu birbirinden güzel. Gerçek bir ' Dream Team '. Şimdi ki Barcelona'yla mukayese tanır.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Arjantin Copa América 1991

Ayaktakiler: Fabian Basualdo, Gustavo Zapata, Vásquez, Goycochea, Carlos Enrique, Oscar Ruggeri;
Çömelenler: Caniggia, Simeone, Batistuta, Leonardo Rodríguez , Astrada.

90 yılların başında Maradona 3 yıl uzak kalmıştı milli takımdan. Ama Diego olmadanda kupa kazanmayı bildi Arjantin. Batistuta'nın önderliğinde tabi.
Arjantin kupada ilk gruplarda Şili, Paraguay, Peru ve Venezuela'nın olduğu grubu yenilgisiz lider bitirmişti.
Daha sonra ki final grubunda ise Brezilya, Şili ve Kolombiya'yla mücadele etti. Ezeli rakibi Brezilya'yı Franco'nun 2 ve Batistuta'nın bir golüyle 3-2 yendi. Daha sonra Şili'yle berabere kalan Arjantin son maçında Kolombiya'yı 2-1 yenerek Brezilya'nın 1 puan önünde 13. Copa America'sını kazandı. 
Arjantin'in bu başarısında Maradonasız takımı yöneten Basile dışında ki en büyük rol 6 golle gol kralı olan Gabriel Batistuta'da.

15 Kasım 2010 Pazartesi

1999 Manchester United

20 Ekim 2010 Çarşamba

Eski Dostlar Sahne Aldı


Real Madrid ve Milan Avrupa kupalarının gelmiş geçmiş en başarılı 2 takımı. Aynı gruba düştüklerinde herkes heyecanlandı.
Ve dün gece ilk randevu, yer Santiago Bernabeu. Sahada C.Ronaldo, Mesut, Higuain, Ronaldinho, İbrahimoviç ve Pato hepsi birlikte. Tam bir yıldız geçidi. Sonradan oyuna giren Benzema, Robinho ve K.P. Boateng'de cabası.
Maça Real gollerle girdi ve maçı öylece bitirdi. Kendini evinde zaten yenilmeyen Mou'nun, 2-0 lık skor sonunda Milan'a puan vermesi ayıp olurdu.
Maçta oynanan futbol vs. vs. Ama sahada ki yıldız geçidi bile bu maçı izlemeye değer.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Nicknames : Mr. Champion #5


Bu sefer sıra Şampiyonlar Ligini en çok kazananda. Bu isim yine tanıdık bir isim. 2. kez Mr.Champion ünvanını alıyor. Francisco Gento... İspanya Lig tarihinin de en çok şampiyon olan oyuncusu o. Tam 12 kere İspanya'da şampiyon oldu ve 6 kere ile Şampiyonlar Liginde en çok şampiyon olan oyuncu. Tam anlamıyla bir kazanan. Real Madrid'in bütün kupaları domine ettiği dönemin baş aktörlerinden biri. 1956, 1957, 1958, 1959, 1960, 1966 yıllarında Şampiyonlar Ligini kazandı. Ve Paolo Maldini ile birlikte 8 final oynayarak, bir rekora daha sahip.
Aynı dönem takım arkadaşları onu yakından takip ediyor. Di Stefanoi, Lesmes, Zarraga, Marquitos, Santisteban, Hector Rial 5 şampiyonlukla ondan bir adım gerideler. Maldini, Costacurta gibi Milan efsaneleri de 5 şampiyonlukla Gento'yu izleyenlerden.

1 Ekim 2010 Cuma

Just Fontaine ve Efsana Reims

FRANSA 1960 Stade de Reims ŞAMPİYON 
Ön sıra: BIERNAT, MULLER, Kopa, Piantoni, VINCENT, BARATTO.Arka sıradaki: JONQUET, Wendling, Leblond, Colonna, SIATKA, Rodzik, Giraudo, Albert BATTEUX (çalıştırıcı). 
Eksik: JUST FONTAINE.
Reims 1957-58.
Üst sıra, soldan sağa: Zymny, Penverne, Jonquet, Colonna, Siatka, Giraudo.
Oturanlar : Lamartine, Leblond, Fontaine, Piantoni, Bliard.