Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2011 Salı

"Süper Lig"in "Süper" Takımları #2

Beşitaş'ta yine bu sene şike olaylarından nasibini alan takımlardan birisi. En son bekleyebileceğimiz insanlardan biri olan, iyi aile çocuğu görüntüsünü ve edepli görüntüsünü hiç bozmayan Tayfur Havutçu şikeden içeri alındı. Onun yerine ise takımın başına Carvalhal getirildi. Burada oturup hangi teknik direktör daha iyi diye tartışma yapacak halimiz yok. İkisi de daha büyük başarılar yakalamadılar, ikiside daha yeni yeni belli bir seviyeye geliyorlar. Burada ki temel sonu transferlerin Carvalhal'in yapmamış olması ki buda büyük bir sorun teşkil ediyor. Carvalhal aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Oyuncu gönderse bir anda belki Tayfur Havutçu yeniden takımın başına  geçecek, eli kolu bağlı adamın. En iyisini yapmaya çalışacak burada.

Şimdi de biraz saha içine, oyunculara inelim.
Yine bir transfer çılgınlığı sardı Beşiktaş'ı bu senede, yabancı sınırının kaldırıldığını duyunca da "haydiii" dediler.
Yaptıkları yerli transferlerden başlayalım.
Veli ve Tanju; Veli bu takımın yerli kalitesi için harika bir transfer. Hücum alanında tamamen yabancılaşan kartalın Quaresma'nın sakatlıkları ve kırmızı kart nedeniyle olmadığı maçlar Veli takım için çok iyi bir alternatif. Hücum hattında ki opsiyonlu kullanılışı ve geçen sene adından söz ettirmesi ise Veli için önemli. Tanju ise beklerde alternatifsiz ve sıkıntı olan Beşiktaş'a ilaç olabilir. Gerçek bir sağ beki olmayan Beşiktaş'da Ekrem ve Hilbert'ten formayı kolayca alabilir gibi geliyor bana.
Egemen ise İbrahim Toramanla birlikte savunmanın yerli hattını oluşturacak, Gökhan Zan sonrası Toraman hariç yerli stoper almayan Beşiktaş'ta Egemen önemli bir görev üstlenecek. Her daim hazır olması gerecek, zira Toraman ve yanında gelecek bir yabancıdan fazla forma şansı bulamayabilir.
Alınan yerliler için daha şimdiden gözden çıkarıldı galiba Burak Kaplan. Üstün hızı ve tekniğiyle bir zamanlar herkesin dikkatini çekmişti ama Leverkusen onu yeterli görmedi ve A takımda şans vermedi. Beşiktaş ise hücum için alternatif olması için onu transfer etti ama şans bulamayacak gibi görünüyor. Fizik kalitesi olarak burada kendini bir tık üst seviyeye atması gerek Burak'ın. Yoksa yetenekleri Quaresma'yla bile yarışabilir, çok teknik bir futbolcu.

Forvet hattına yapılan 2 yerli Mehmet Akyüz ve Mustafa Pektemek ise harika transferler. Mehmet Akyüz ligde fazla şans bulmasada Türkiye kupasında epeyce şans bulabilir ve takım içerisinde uyumlu bir görüntü çizdi hazırlık sürecinde. Normal zamanda da takım içerisinde sırıtmayacak bir görüntüsü var.
Beşiktaş adına en önemli kazanç ise Mustafa. Bu takımın birinci oyuncusuda olabilecek gibi gözüküyor. Almeida'nın yanında da oynayabilir, onu kesedebilir. Avrupa Ligi maçlarında ve hazırlık maçlarında hazır ve sağlam bir görüntü çizdi. 1 sene oynamamış olsa da burada kalıcı olamaya kararlı gibi. Mustafa en önemlisi milli takım için bir kazanç olur. Semih'in bir alternatifi, belki de 1. forvetimiz olabilecek yetenekte.

Yabancılarda ise Sidnei en iyi transfer oldu bu sene. Hem fizikli orayı doldurabilecek bir oyuncu, hem de ayağı sağlam. Ancak burada ki temel sorun Sidnei iyi performans sergilerse onu Benfica gibi bir kulüpten alabilecek mi Beşiktaş ? Ben Sidnei'in burada çok iyi bir performans göstereceğini düşünüyorum, Toraman ile ikisi takımın en önemli direnci olacak gibi. Toraman biraz daha dağınık bir oyuncuyken Sidnei her şeyi toparlayan adam olabilir. Yabancıları çok kısa kesicem aslında; Alves'i hiç izlemedim nasıl bir yatırım oldu bilmiyorum, Bebe'ye yazık oldu, Edu ise buranın kesinlikle oyuncusu değil, büyük bir hata transfer.

Sonuç olarak; ben bu sene Beşiktaş'tan çok umutlu değilim, takımın Avrupa Liginde başarılı olacağını fakat, ligde geçen sene ki gibi dağınık bir görüntü çizeceğini düşünüyorum.


18 Şubat 2011 Cuma

Beşiktaş'a Dair Çok Kısa


Beşiktaş maçını ayrıntılı yazacak kadar izleyemedim. Aynı saatlerde Efes Pilsen'in de Real Madrid'le maçı vardı. Ancak her gelip gittiğimde hüsranla karşılaştım.

Star Tv'yi ilk açtığımda 1-0'dı, sonra Nobre'nin güzel asistiyle Quaresmanın golüne kadar izledim. Daha sonrası ise tamamen berbat. 2-1, 3-1, 4-1. Kiev işlemeyen şans yine işlemedi. Beşiktaş ise yıldız dolu kadrosuyla bir hüsran daha yaşadı ve geçen sene ki Real Madrid gibi seneyi kupazsız kapatacaklar gibi.

Oyunu izlemediğim için eleştiremeyeceğim. Ama genel olarak Beşiktaş'ı ele alırsak;

Bernd Schuster

Geldiği gün büyük iş başardı Beşiktaş denişmişti. Schuster gibi hem teknik adam olarak, hem de futbolcu olarak başarılı bir adamı getirdiği için. Eline de Guti, Quaresma, Hilbert gibi oyuncuları verdiler. O yetmedi dedi Schuster ve Simao, Fernandes ve Almeida gibi  3 oyuncuyu devre arasında transfer ettiler. Rijkaard'ın yapmak istediğin istiyordu oda. Elinde bunada uygun bir kadro vardı. Ancak takım içi düzensizlik, yabancı oyuncu alışverişi gibi konular zaten sorunlu bir adam olan Schuster'in bu yüzünü açığa çıkarttı. Ve herkese sempatik gelen adam şimdilerde antipatik. 60'lar futbolu, Üzülmez olayı ve hemen ardından dün ki maçta taraftara seslenişi. Schuster eğer iyi futbol oynatmaz ve bir kupa kazanmazsa sonu Rijkaard.

Takım

Takım ise Üzülmez olayı ne yaptığını bilmez haldeydi ya da ne oynayacağını. Zaten düzenli bir takım değil Beşiktaş. Denizli dönemi eleştiriliyordu sürekli başka takımla çıkıyor diye. Şimdi ki Beşiktaş'ın ne farkı var. Defans hattı sürekli değişiyor, takımın kalecisi bile sürekli değişiyor. İleri hatta Almeida bu hedef için alınmamış mıydı ? Dün ki maçta oynaması gerekirdi. Defans hattı birbirini tanmayan ve sakatlıktan yeni çıkmış bir Ferrari'den oluşursa 4 gol yemeniz içten bile değil.  Kiev'in presi ise zaten Beşiktaş'ın tek kalesi olan Guti'yi de yıktı. Maç boyunca ona oyun kurdurtmamak için ellerinden geleni yaptılar. Quaresma ise maç sonunda her üstün yetenekli ama bu yetenekleri gösteremeyen bir yıldız gibi bu yenilgi karşısında kırmızı kart onun isyanı oldu.

Not : İbrahim Üzülmez konusu hakkında...
                                                           Delidir Ne Yapsa Yeridir...

31 Ekim 2010 Pazar

Ersan Gülüm Röportajı

 Beşiktaş-Sivasspor mücadelesinde ortaya iyi bir oyun koyan ve benim çok beğendiğim bir futbolcu olan Ersan hakkında yazılan bir yazı...

 Ersan Gülüm hakkında bilinmeyen 10 şey

Goal.com Bank Asya 1. Lig yazarı Hüseyin Ataş, Beşiktaş'ın yeni stoperi Ersan Adem Gülüm'ün bilinmeyen yönlerini sizler için derledi.


TFF İkinci Lig: Ersan Gülüm (Adanaspor)
İşte başarılı stoper hakkında bilimedikleriniz;

1- 2008 sezonunda Adanaspor'a transfer olan Ersan, 1. Lig'deki ilk sezonunun sonunda Bank Asya 1. Lig'in en değerli 11 futbolcusundan birisi seçildi. Geçtiğimiz sezon da harika bir performans gösteren Ersan, Galatasaray başta olmak üzere Beşiktaş ve Manchester City'nin dikkatini çekmişti.

2- Galatasaray'a 1.2 milyon avro bedel karşılığı transfer olacağı haberi Avustralya basınında dahi yer almasına rağmen bu transfer gerçekleşmedi. Beşiktaş'ın Ersan'ı gelecek sezon sonu kadrosundan tutmak istemesi halinde Beşiktaş'a ödeyeceği bonservis bedeli 4 milyon dolar.

3- Adanaspor'da geçirdiği 2 senede, sezon başına 32 maç ortalaması ile oynayan Ersan Gülüm, üstün top tekniği ve oyun zekasının yanı sıra attığı gollerle de dikkat çekti. Dardanelspor, Giresunspor ve Orduspor maçlarında 1'er gol atan Ersan takımına 9 puan kazandırdı.

4- Avustralya Ümit milli takımıyla İngiltere'ye bir turnuva maçına giden Ersan, Ersun Yanal'ın scout ağından bir yetkili tarafından izlenip beğenilmiş ve sonrasında da Yanal'ın o dönemdeki takımı Manisaspor'a transfer olmuştu.

5- Manisaspor'da tutunamayan Ersan'ın o takımdaki en yakın arkadaşı Galatasaray'ın başarılı oyuncusu Hakan Balta olmuştu. Ersan'ın Manisaspor günlerinden en fazla yanında olan Balta halen Ersan ile görüşür.

6- Ersan Adem Gülüm'in Süper Lig'de en çok beğendiği mevkidaşları ise Galatasaray'lı Servet Çetin ve Fenerbahçe'li Diego Lugano.

7- Bugüne kadar Türk milli takımının herhangi bir kademesinden davet almayan Ersan, zaman zaman Avustralya ümit milli takımına çağrılmıştı.

8- Ersan'ın asla unutmayacağım ve kalbimde özel bir yeri var dediği takım ise Elazığspor. Adanaspor'da da taraftarın sevgilisi olan Ersan takım arkadaşlarıyla vedalaşırken gözyaşlarına hakim olamadı.

9- Ersan Gülüm, Harry Kewell'ın en büyük hayranlarından birisi ve onunla aynı ülkede futbol oynamaktan büyük mutluluuk duyuyor. Artık Kewell ile rakip olacak olan Ersan için Nizamettin Çalışkan ve Uğur İnceman da özel önem taşıyan isimler.

10- Geçtiğimiz sezon sonu Adanalı bir hanımefendi ile nişanlanan Ersan Adem Gülüm, Adanaspor Başkanı Bayram Akgül'ün; "Artık Adana'ya enişte oldun, atarsın 5 yıllık imza" esprilerine maruz kalmıştı.

Hüseyin Ataş / Goal.com

9 Ekim 2010 Cumartesi

Abi Yüzün Eskidi Bee ! #3


Gordon Schildenfeld; onu hepimiz Beşiktaş'dan tanıyoruz. Beşiktaş'a yanlışlık geldiğini düşündüğümüz bir futbolcu. Beşiktaş a 2008-2009 sezonu başında Dinamo Zagreb'den gelmişti, yarım sezonda 9 maça çıktı, sezonun diğer yarısı 4 maç oynayacağı Duisburg'a kiralandı. Ertesi sene yine kadroda düşünülmedi ve Sturm Graz'a kiralandı. 34 maça çıktığı Graz, bu yaz onun bonservisini de aldı. Sturm Graz'a gittiğinden beri Hırvatistan milli takımına 4 kez çağrıldı.

Gordon'un benim aklımda en çok kalan yönü duruşuydu. Sahada sanki emekliye ayrılması beklenen, yaşlı bir futbolcu gibiydi. Ama 25 yaşında, hiç öyle durmuyor. Özellikle şu yanda ki resimde saçlarıyla, duruşuyla çökmüş gibi adam. Oda yüzü eskiyenlerden, ama diğerleri gibi çok izlediğimizden değil.

1 Ekim 2010 Cuma

Avrupa Ligine Bir Bakış


Man. City-Juventus: Maç ara sıra hareketlendi ama adı kadar heyecanlı olmadı maç. Juve, hala neden bu takımda olduğunu anlamadığım Iaquinta'nın golüyle öne geçti. City, onca paralı yıldızın ardından parlayan Adam Johnson'ın golüyle eşitliği sağladı. Juve'nin bir süre sonra beraberliğe razı oynamasıda üzücü. Ctiy'de ise orta sahaya Toure, Barry ve Viera üçlüsü çok fazla. Bunlardan biri yerine Milner'ın olması çok daha keyifle izlettirir bize City'i. Mancini Milner'ı hücum alanında kullanıyor. Oysa ki Villa'da orta sahayı üçleyen adamdı. City o kadar paraya rağmen hala çatır çatır oynayamıyor. Juve'de ise oturup biraz daha kafa yormak lazım.

A.Madrid-B.Leverkusen: Benim en beğendiğim takımlardan Leverkusen. Genç ve dinamikler, pozitif oynuyorlar. Son şampiyondan kendi evlerinde puan çaldılar. Hemde bir Türk'ün golüyle Eren. Bu hafta hiç bir Türk bizim yararımıza gol atamadı, ilginç. Leverkusen bu maça çıktığında aklında beraberlik olduğu belli çıkan kadrodan ve istediklerini de aldılar. Eğer işler yolunda giderse, yolları uzun.

S.Lisbon-Levski: Bu maça değinmek lazım. Lisbon 5-0 lık bir galibiyet aldı. Etkileyici bir skor. Maçı izlemedim. Ama skordan ve okuduğum yorumlara bakınca Lisbon'un iyi oynadığı belli. Mati 1-2 seneye kalmaz tekrar büyük takım yolunu tutar. Carrico'da öyle. İngiltere'ye transfer olursa kimse şaşırmasın.

Dortmund-Sevilla: Gecenin sürprizlerinden bence. Sevilla 1-0 aldı maçı. Dortmund ilk yarının sonunda gol yedi ve yarıya mağlup girdi. 2. yarının hemen başında 49. dakikada Schmelzer kırmızı kart gördü ve o an ipler koptu. Dortmund fırtına gibi eserken, Sevilla yeni hocasıyla onları durduran takım oldu. Yeni hoca gelince hemen maç kazanılır ya, Sevilla'da bunu bozmadı.

S.Bükreş-Napoli: Napoli müthiş bir geri dönüş yaptı. Tabi bunda rakip 3-0 öne geçtikten sonra gördükleri kırmızı kartında etkisi var. Mazzari'nin bu maç için kadro seçimi enteresan. 2 yıl önce takıma birlikte gelen, takımın yıldızları Lavezzi ve Hamsik yedek. Mağlup duruma düşünce ve rakipte 10 kişi kalınca kazanmak için her şeyi yaptılar. Ama nefesleri yetmedi diyelim. Önemli bir kadroya, önemli bir hücum hattına sahipler. Eski Napoli'nin başarıları gelmez, ama başarı neden gelmesin.

Utrecht-Liverpool: Liverpool maça aşırı defansif çıktı. Meireles, Poulsen ve Lucas. Doğal olarak maçı 1-2 pozisyonlar bitirdiler. Hodgson'ın bütün maç sadece bir oyuncu değişikliği yapması ise ilginç. Liverpool hiçbir yerde varlık gösteremiyor. Lig,kupa ve Avrupa. Şu anda bunun için bir çözüm gözükmüyor. Takımın satılması bekleniyor. Hepimizin isteği bu yönde.
 
R.Wien-BJK: Beşiktaş maçta iyi olan taraftı. 20li dakikalarda BJK uzun süre top çevirdi. Schuster bazı şeyleri öğretmeye başlamış takıma. Hakan ise havadan gelen toplarda ki zafiyeti gözüktü yine bu maçta. Gelen topları sektirdi hep, allahtan onu akıl edecek oyuncu yoktu Wien'de. Tabi yiğidin hakkınıda verelim; 82. dakikada Hesselink'in pozisyonunda devleşti kalesinde ve bunun dışında 53. dakikada ki kurtarışta var. Holosko ise hareketlendirdi maçı. Maçta 1 doğru yaptı (o gol işte), 3 de yanlışı vardı. Arkadaşlarını hiç görmedi. Allahtan bu 3 yanlış maçı götürmedi. Ernst'e bu aralar bir şeyler oldu. Adam ara paslarını atıp duruyor. Guti'den bekliyor herkes, Ernst kimseye bir şey bırakmıyor ki. Tabata dün ki maçta gayet iyiydi. Bobo golünde ki pası çok şıktı. BJK taraftarına bir öneri Baba Hakkı'dan sonra, Baba İbo desinler yeridir. Wien'de ise Veli, Veli dediler gol hariç pek görmedim. Yasin'i daha çok beğeniyordum zaten, daha fazla beğenmeye başladım. Golde ve bunun dışında çok güzel ara pasları attı. Şutu olan bir oyuncu. Nuhiu ise CSKA Sofia'daki Sheridan gibi. Defansı bütün maç çok rahatsız etti.

Paok-Dinamo Zagreb: Bu maçta benim dikkat etmenizi önerdiğim ve çok beğendiğim Sime 90 dakika oynadı. Sağ bek oyuncu, her maçta olduğu gibi çok iyi bir performans gösterdi. Dikkat edin.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Turco Galácticos





Beşiktaş çifte kupanın ardından kupasız geçen bir sezonu geride bıraktı.Beşiktaşın para sıkıntısı var derken transfer bombaları patladı.Teknir Direktör seçiminde gayet başarılı bir seçim yaptılar.Schuster BJK nin müthiş seyircisini ayağa kaldıracak futbolu oynatmaya geldi.
Transferde ise iyi bir politika izlediler.İlk Hilberti bedelsiz bir şekilde takıma dahil ettiler.Hilbert sağ açık ve bek oynayabilen yetenekli bir oyuncu.Ama biraz vurdumduymaz gibi gözüyor sahada.Ama Hilbert takıma katkısı mutlaka olacaktır.Sonra asıl bomda patladı.Q7 uzun uğraşlar sonucunda Q7 takıma katıldı.Oynadığı maçlarda burayı ciddiye aldığını gösterdi.Artık son şans Beşiktaş.Burda yıldızını tekrar parlatacak.Bu parlatma cilalama esnasında ise BJK yi kupasız bırakmaz.Bize futbol resitali sunacaktır.Tabi birde asıl işi bilen,deneyimli kupanın alasını görmüş biri.Guti;Müthiş futbol zekasını Beşiktaşın faydalanması için İstanbula getirdi.Bu futbol zekası Bjk ye vereceği katkının ne ölçüde olacağı muamma.Ancak 2. bir Hagi olayı yaşamamız içten bile değil.
Geçen sene istenmeyen adam Zapo bu sene Sivok ağır bir sakatlık dönemine girince biranda bel bağlandı.Oda bunun karşılığını fazlasıyla verecek karakterde.Defansa birde Adanaspordan Türkiyenin iyi stoperlerinden Ersanı aldılar.Uzun vadede 11 de sık sık yer bulacaktır.Kaleyi küme düşen Denizlinin genç kalecisi Cenkle güçlendirdiler.Hatta direk kaleci aldılar.Cenke patlama yapması beklenen bir kaleciydi ve bu patlamayı BJK de gerçekleştirdi.Mehmet Aurelio transferi içinse görmek lazım.11 emi yedek klubesine mi yapıldı.Bu takım düzeni içinde Ernst ve Necip ön planda tutulmalı.Ernst tecrübesiyle,Necip ise gençliği ve yeteneğiyle takımın direncini sağlamlaştıracaktır.Zaman zaman rotasyon içinde Aurelioda kendine yer bulacaktır.Ve son transfer Fatih Tekke.Turco Galacticos un forveti Tekke midir bu tartışılır.Ancak benim cevabım hayır.Taraftar Robinho,Adebayor beklerken Fatih Tekke transferi herkesi şaşırttı.Kesinlikle 11 transferi değildir Tekke.Ancak BJK nin yabancı oyuncu bolluğunda ara ara Bobonun yerine kendisine yer bulacaktır.Nobraden daha güvenilir bir ayak.Ama Beşikaş bir transfer daha yapmalı Nihatı yeniden almalı.Nasıl olucak bilmiyorum ama Nihatı yeniden kazanmalı.Taraftar onu ıslıklamamalı.

Gidenlere gelince.Delgado,uzun süre beklendi ancak takımın oyun kurucu bölgesinde ki bolluğunun kurbanı oldu.Tello ise takımda hiç düşünülmedi.Dünya kupasındada Şile de boy gösteremeyince göze giremedi.Fink ise kontenjan kurbanı oldu.Batuhan ise herşeye rağmen takımda tutulmalıydı.Arkasında böyle oyuncularla ve bu sistemle Batuhan farklı yerlere gelebilirdi.

BJK Turco Galacticos peşinde.Avrupada kupa peşinde.Avrupada en iddalı temsilcimiz olması nedeniyle bütün dualar onlara.Ancak bir soru var.Takımın Hagi si Guti mi yoksa Quaresma mı olacak ? Cevabı zaman gösterecek.