19 Temmuz 2011 Salı

Temiz kalmayı istemek, benim hakkım!..

Futbolu izlemek büyük bir keyiftir elbet ama kim, nerede, kaç liraya ve hangi şartlar altında izliyor bunu bazen insanın kendisine hatırlatması gerek. Ha, hatırlatmazsa ne olur, birlikte bakalım ve izin verin bir de ben gerekeni yapayım.

Öncelikle birileri şike yapar ve o birileri Metris'te bile olsa daha çok kazanmaya devam eder,

medya gereken alt yapıyı hazırlar ve cahillerine altın tepside ikramda bulunur,

bu defa kadife ellerle kurulmuş olan kurguya bir de ikinci dalga eklenir, ki burada esas amaç; yurdum cahiline, 'sonraki dalgalar için hazırlıklı olun' mesajını vermektir ve yine cahille orantılı olarak pek tabi başarılı da olunulur,

tam üçüncü dalga başlayacak derken Türk insanının bile itibar etmekten ürker olduğu TFF'ye, UEFA güvendiğini açıklar,

her köşe başında komplo teorileri üretilirken dolmuş şöförü de ağzına geleni söylemeye başlar, ki bunları aslında duymak dahi istemezsin,

bir yandan marabası, köylüsü ve kasabalısı duymaya devam eder ama asla yorumlayamayacaktır ve sonuç: "iki ucu birbirine benzer pis, içinden çıkılamaz bir değnek!"

Gidip formasını alıp, cebimdeki parayı o takım elbiselilerin cebine koymaktansa; çok sevdiğim ama artık bir o kadar da şüphe ettiğim takımım Fenerbahçe'yi, bana ihanet ettiği için ve yüzümü öne eğdirdiği için gönül rahatlığıyla bırakırım, oralı bile olmam!

Temiz kalmayı istemek, benim hakkım!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme