27 Eylül 2010 Pazartesi

ES ES ES-Kİ Kİ Kİ Hoca

 

Eskişehirspor’da Rıza Çalımbay dönemi bitti denilebilir. Dün gece Ntvspor yayınına bağlanan Rıza Hoca, çokta takımın başında kalacak gibi konuşmadı. Rıza Hocanın 2008’de başına geçtiği takım sezon başlarında mağlubiyetsiz beraberliklerle başladı hep. Geçen sene Bursaspor’un gösterdiği başarı Eskişehir halkını da heyecanlandırdı. Bursa kadar iyi taraftarı ve imkânları olan Es-Es’te şampiyonluk umutları doğmuştu.

Nitekim yaptıkları transferlerde bu doğrultuda iyi transferlerdi.  Rodrigo Tello yetenekli, alışma sorunu olmayan bir transferdi. Tello’nun BJK’nin yabancı kontenjanına takılarak Es-Es’e bedava gelmesi ise işin başka bir iyi yönü. Pele transferi ise benim özellikle beğendiğim bir transfer. 23 yaşında olmasına rağmen tecrübeli diyebiliriz. Portekizli oyuncu genç yaşta adının da verdiği bir şeyle Inter’in dikkatini çekti. Inter’de bir sezonda 15 maç oynadı. Ama Porto’ya gönderildi. Porto’dan da Portsmouth ve Valladoid’e kiralandı. Son olarak yolu Eskişehir’e düştü. Oynadığı maçlarda ne çok iyi, ne de vasat bir performans gösterdi. Agim İbrahimi ile forvete takviye yaptılar. 22 yaşında Makedon oyuncu çok ışık vermedi. Türkiye’ye alışkın olan Sadıgov’u transfer ettiler. Tecrübeli savunma oyuncusu şampiyonluk hedefleyen bir takım için önemli rol oynayabilir. Defans hattına Genoa’da forma şansı bulamayan Diego’yu transfer ettiler. Nadareviç ile fena ikili olmadılar. Yerli transferinde ise Batuhan’ı renklerine bağladılar. Batuhan’la Es-Es’in kanı daha önce uyuşmuştu. Ama Eskişehir’e çok umutla giden Batuhan, bekleneni karşılayamadı. Takımın en önemli oyuncusu olması beklenirken takıma uyum sorunu baş gösterdi desek olmaz. Yine isteksiz. Batuhan böyle giderse onu Katar paklar. BJK’nin devre arasında transfer ettiği Erkan geçen senede kiralanmıştı. Bu sene transfer edildi. Ayaklarına hâkim ama sınırlı bir futbolcu. Uzun vadede yararı olabilecek bir oyuncu. İsveç liginde en iyi kanat oyuncularından biriydi. Gençlerbirliğinden Burhan ve Ankaragücü’nden Emre Aygün ise koyulan hedeflerde yan rolü tamamlayacak oyuncular olarak transfer edildi. Takımın öneli bir kaybı olmadı. El Saka, Fahri Tatan, Mehmet Yılmaz ve Ragıp giden oyuncular arasında. Bütün bu transferlerin yanında takım içinde olan oyuncularda var. Kaleci İvese, bu ligin iyi kalecilerinde. Kuvvetli fiziği ile dikkat çeken İvesa maç alabilende, maç verebilende bir kaleci. Nadareviç ise Bosna milli takımında oynayan, tecrübeli bir isim. Sol bekte Volkan Yaman ise Gs’de ve Milli takımda oynamış bir isim. Koray Arslan ise geçen sene bazı takımların başına bela olmuş bir oyuncu. Orta sahada Sezer çok beğendiğim bir oyuncu. Es-Es’ten milli takıma giden Sezer, geçen transfer döneminde Gs’ye gelmesi söz konusuydu. Ama yolu Eskişehir’e düştü. Lider özellikleri olan Sezer hem defansa, hemde hücuma yaptığı katkı ile dikkat çekiyor. Geçen sene transfer edilen Jaycee ise forvette tamamlayıcı özelliği var. Nijerya asıllı Bahreynli futbolcu hızlı ve golcü. Daha önceki takımlarında başarılı olmuş.

Eskişehir’in böyle iyi bir takımı varken neden sorunları var? Neden başarı gelemedi? Ve neden Rıza hoca gidecek? Eskişehir halkı Bursa’nın yaptığını hemen yapmak istiyor. Ancak Bursa bu işin temellerini önceden attı. Sercan’ı, Volkan’ı, Bekir’i ve Ozan’ı altyapıya alarak bu işin temellerini attı. Eskişehir’e baktığımızda bu niteliklerde bir oyuncu yok. Büyük takımların iştahını kabartan 2 oyuncu var. Biri sorumsuz Batuhan, diğeri ise Sezer. Bu iki oyuncununda ne kadar yürekleriyle oynadığı bilinmez. Rıza hoca göreve geldiği günden beri orta seviyede gezdi. Kimi zaman büyük takımlara karşı ( özellikle Galatasaray’a) etkileyici ve sarsıcı galibiyetler aldılar. Buna rağmen taraftar istifa dedi. Yönetim bu zamana kadar arkasında durdu hocanın. Peki, şimdi ne değişti? Artık Anadolu’dan şampiyon var. Es-Es de şampiyonluk istiyor. İyi oynamış, kötü oynamış fark etmiyor. 1 puan değil, 3 puan istiyor. Haklarıdır. Ama bunun için 1 yılda yapılan iyi transferler yetmez. Yıllar gerekir. Bursa Sercan’ı, Volkan’ı kaç yıl bekledi. 33’ündeki Ömer Erdoğan’ın olgunlaşıp, gelip takım kaptanı olmasını kaç yıl bekledi. Es-Es’e beklemeli. Sabretmeli, takım ruhu olan oyuncular çıkartmalı. Dortmund gibi olmalı. Stadı dolmalı. Genç oyuncu oynatmalı, takımın başına sonuna kadar güvenecekleri biri gelmeli. Ama bu Hagi değil. Rıza hoca ilk sezon 40 puanla 11. oldu, sonra ki sezon 55 puanla 7. oldu. Bu sezon ise şanslarının her zaman tuttuğu kötü bir Galatasaray’a bile 3-1 yenildiler. Burada saha dışı etkenler var. Ümit Karan mesela. Takım kaptanı Ümit Karan buraya golleri sıralaması için gelmedi. Takıma ağabeylik yapsın diye, zor zamanlarda takımı bir arada tutsun diye. Nitekim gollerini penaltılardan attı, takıma ağabeylik yapamadı. Bunun sonucu takımdan uzaklaştırıldı. Aylardır futbol oynamayan Ümit’in kariyeri bitmiş olabilir. Rıza Hoca’yla sorunlarını tam olarak anlayan olmadı. Bize söylenen fikir ayrılığı ve disiplinsizlik. Ama oyuncunuz kadrodayken, gönderilememişken bunlar çözülemeyecek sorunlar değil. Başka bir şey olmalı. Öküzün altında buzağı aramalıyız.

Es-Es eğer bir şeyler hedefliyorsa sabretmeli. Başkanı, taraftarı, herkesi. 1 yılda başarı değil, gelecek başarısı planlamalılar. Takımın başına bu planlamayı yapabilecek biri gelmedi. 2-3 yıllık bir planlama yapılıp, takım şampiyonluk hedefi doğrultusunda ilerlemeli, eğitilmeli. Takım liderini kendi içinden çıkarmalı. Emekçilerin yanına, sanatçı eklemeli. Rıza hocanın yerine kim gelecek çabuk gelmeli. Ama iyi düşünüp, taşınıp getirilmeli yerine gelecek kişi. Yani Es-Es yönetimi hızlı ve akılcı düşünmeli. Bunu yapabilirler sanırım.
                         
  Neyse Es-Es yapılanırsa yeni bir devrim gelebilir. Birçok kişini sempatisi olan bir takım. Deplasmanlarda taraftarı olabilecek bir takım.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme