23 Mayıs 2011 Pazartesi

Aykut Kocaman 1-0 Emre Karataş

Büyüklerim hep derdi ki: “Eğer futbolun içerisinde bir yer edinmek istiyorsan, önce hatalarını ve mahcubiyetini açık sözlü bir şekilde dile getirmelisin.” Naçizane benimde artık bazı okuyucularım var ya, işte tam olarak bu amaç uğruna kaleme alıyorum bu yazıyı…

Sezon başında Avrupa’dan elendiğimiz için değil, Türkiye kupasına yine havlu attığımız için değil ya da Daum’a tam destek vermediği için değil de, sadece ve sadece Fenerbahçe yedek kulübesinin önünde, üstelikte takım golü atmışken somurttuğu için bir önyargım var Aykut Kocaman’a.

Şuan bilemiyorum; belki de daha tam kırılmamıştır bile bu önyargım. Bu arada belirtmemde fayda var, tam olarak büyüklerimin dediğini yapabilmek uğruna özellikle seçiyorum bu ‘önyargı’ kelimesini(herkese duyurulur).

Her şeye rağmen dün gönül verdiğim takımım şampiyon oldu ve ben daha kutlamaya başlamadan bir görüntü ilişti gözüme. Bir Aykut Kocaman görüntüsü…

Herkes koşarken O, emin adımlarla uzaklara bakar bir görüntüyle yürüyordu. Tam da o andı, 1-0 yenik duruma düştüğüm an…

Hani haksızlığa gelemeyen hep benimdir ya; galiba bu sefer ben düşmüşüm aynı hataya…

Şu an elimi koydum vicdanıma ve işte buyurun itiraf ediyorum: “Aykut Kocam 1-0 ben!..

Bir yandan da ümit ediyorum: “İnşallah bu maç seneye berabere bitmez!”

“Doğruluk, her türlü şartlar altında meyve verir.” Friedrich Schiller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme